close
Surelerden Payımıza
#sohbetnotları

Surelerden Payımıza

Her meal okumalarından farklı olarak bu sefer her sure sonunda payımıza o sureden 1Ayet, 1Dua, 1Esma ve 1Alışkanlık maddesi çıkarıyoruz.  Hedefimiz; Hatim sonunda her sureden bir ayet ezberlemiş, bir dua öğrenmiş, 1Esma tanımış ve o sureyi acizane amele dökmüş olmak.  İnşallah Rabbim niyetimizi uygulamayı, hedefimize ulaşmayı ve daima bu alışkanlıkları yaşatmayı nasp etsin.

 Fatiha Suresi’nden Payımıza

1Ayet: Surenin tamamı. Her birimize ilk öğretilen surelerden olan Fatiha Suresi faziletleri ve sırlarıyla hem hayatımıza hem ahlakımıza hem karakterimize hem teslimiyetimize sirayet etsin diyerek ve bir de anlamını bilerek okumak lazımdır. Bu takdirde Fatiha Suresi’nin açamayacağı kapı Allah’ın izniyle yoktur.

1Dua: 6. “Bizi doğru ilet” duası bizim tek gayemizdir. Bu yüzden bu duayı dilimize mealen de almamız gerekir. Hamdolsun ki, her namazda defalarca ettiğimiz bu dua biz fark etmeden ediliyor olsa da, artık fark ederek okumak lazım gelir.

1Esma: Rahman. İnanan inanmayan ayrımı yapmaksızın rahmet eden anlamı taşıyan bu isim, bizlere Rabbin merhametini daima hatırlatmalıdır. O ki, kendini inkar eden zalimleri dahi dünyada cezalandırmayıp, onları yine de nimetlere mazhar kılıp, belki tövbe ederler nazarıyla onlara bakıp, hesabı ahrete bırakır. Düşünün ki, sizin tövbenizi mi affetmeyecek? Bu isim ile düşündüğünüzde, zaten kalbinize affedileceğiniz umudu sirayet edecek.

1Alışkanlık: Kulluk bilinci. Nasıl ki, ibadetlerimizi yalnız Allah’a yaptığımıza inanır ve ibadetler esnasında ona göre davranırız. Kulluğumuzun da yalnızca onun hoşnutluğunu kazanmak üzere olduğunu unutmadan yaşamalıyız. Bizim her anımız ibadet nazarındadır, her an aynı namazdaymış gibi O’nun için hareket ettiğimize inanmalı ve buna göre hayata devam etmeliyiz. Ancak o zaman hareketlerimiz temizlenir, ancak o zaman ahlakımız ve karakterimiz rızaya uygunlaşır.

Bakara Suresi’nden Payımıza

1Ayet; Ayet-el Kürsi. Sahih hadisler vasıtasıyla bu ayetleri her sabah okuyan kulların, Allah’ın izniyle imanını güçlendireceğini, imtihanlarını kolaylıkla atlatabileceğini ve Rabbin yardımına mazhar olacağını biliyoruz. Aynı zamanda Efedimiz, nerede bir hasta görse onun için bu ayetlerin okunmasını tavsiye etmiştir.

1Dua: 285-286. Bu ayetler Amenerrasulu diye okuduğumuz ayetlerdir. Daha önce hiç anlamına bakmışmısınızdır bilmem ama ayetler içerisindeki “unuttuklarımızdan ve bilmeyerek yaptıklarımızdan bizi sorumlu tutma” duasını kesinlikle alışkanlık edinmelisiniz.

1Esma: El-Azim. İçerisindeki sayısız ahkam ayetini ve diğer meseleleri kavramamız için Allah’ın azametini idrak edebilmek adına ayetler arasından seçilen bu isim “Azametli, büyüklüğünün eşi ve dengi olmayan.” demektir.

1Alışkanlık: İnfak ve Sadaka. Sadaka ihtiyaç sahibine ihtiyacını vermek, infak ise en sevdiğiniz şeylerden insanlara hediye vermektir. İnfak Kuran’ın çok üzerinde durduğu ve muhakkak en sevdiklerinizden vermenizi istediği zor bir alışkanlıktır. İnşallah uygulamak nasip olsun.

Al-i İmran Suresi’nden Payımıza

1Ayet: 173. Hasbunâllâhu ve ni’mel vekîl teslimiyetiyle karşılaştığımız ayet. Birçok peygamberin bu kelimeler ile Allah’a teslim oluşuna şahit olsak da, buradaki olay Bedir savaşında Efendimiz ve sahabelerin müşriklere karşı Allah’a güvenişini anlatır.

1Dua: 193-194. Bu ayetler içerisindeki “kıyamet günü yüzlerimizi kara çıkarma” duasını bizlere öğreterek, müminlerin ahiret hayatına dua ile katkı sağlamaktadır. Bu yüzden bilinmesi gereken dualardandır.

1Esma: El-Alim.  Sure içerisinde İmran ailesinin durumundan bahsedilirken düzenli olarak karşımıza çıkan bu isim, bizlere “Allah bilir, biz bilmeyiz” düsturunu öğretecek yegane isimdir. Zikri kalbimizi tevekküle hazır hale getirecektir.

1Alışkanlık: Takva ehli olmak.  134.ayet bizlere takva ehli olmanın yolunu üç maddede veriyor; Genişlikte ve darlıkta infak et,  öfkeni yut, insanlara karşı affedici ol. Kısaca bunları yapmanın saflık yahut aptallık olmadığını söylüyor. Anlamak nasip olsun.

Nisa Suresi’nden Payımıza

1Ayet: 126. Mealen “Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allahındır” diyen ayeti, hem Arapça olarak ezberlemek çok kolaydır, hem de idraki hayat kurtarır. Şöyle ki; Bu ayeti tam manada anlayan insan, dünya hayatında sahip olamadığı şeyler için üzülmez, kahrolmaz. Bilir ki, göklerde ve yerlerde olan Allah’ındır. Ve Allah izin vermedikçe kimse onun kendisine ulaşmasına engel olamaz. Bu sayede kendisinde olmayan şeylerin nasibinde olmadığını bilir ve gözünü nasibi olmayanlara dikmemeyi öğrenir.

1Dua: 28. Bu surede, diğer surelerde farklı olarak açık bir şekilde dua yoktur. Fakat ben 28.ayetteki “Allah sizden yükünüzü hafifletmek istiyor, çünkü insan zayıf  yaratılmıştır” ayetini duamıza almamız gerektiğini düşünüyorum. Allah’ım yükümü hafiflet, çünkü ben aciz ve zayıfım!

1Esma: Er-Rakib. Surenin ilk ayetinde geçen bu isim, sure boyunca devam edecek olan hak gözetme, hak koruma, hakka riayet etme gibi meseleler için, peşin peşin “Allah sizi gözetliyor” ikazı anlamı taşır. Bu ismi anlamını idrak ederek zikreden kişiler Rablerinin kendilerini gözetlediğini bilir ve ona göre yaşamayı düstur edinir.

1Alışkanlık: Selamlaşma. 86.ayette “Sizi bir selam verildiği zaman onu daha güzeliyle alın.” buyurulur. Bunu zaten hepimiz biliyoruz. Fakat ayetin devamında şöyle der; “Allah her şeyi hesaba çekmektedir.” Demek ki, selam vermemek için yolunuzu değiştirdiğiniz insanlardan hesaba çekileceksiniz. Demek ki kızgınsınız diye almadığınız selamlardan hesaba çekileceksiniz. Demek ki Allah’ın selamını esirgediğiniz yahut havada bıraktığınız her durumun bir hesabı var. Dikkat etmek ve selamlaşma adabına uygun davranmak gerek.

Maide Suresi’nden Payımıza

1Ayet:  88. Yine ezberlemesi çok kolay olan bu ayetin meali “Allah’ın size rızık olarak verdiklerini helal ve temiz olarak yeyin”  demektedir. Her ne kadar dünya nimetleri fevkalade lezzetlere sahip olsalar da bazen onlardan Allah rızası için vazgeçmemiz gerektiğini hatırlatır.

1Dua: 114. Sureye adını veren ayette Hz.İsa’nın, Rabbinden bir sofra istemesini anlatır.  Hayli uzun olan bu duanın şu kısmını alıntılayayım; Bizleri sen rızıklandır, sen rızık verenlerin en hayırlısısın.” Sanırım bu dua bizlere yalnızca Allahtan istemeyi daha iyi kavratacak. İnsanlara güman etmemeyi yalnızca Allah’a dayanmak gerektiğini tekrar tekrar hatırlatacak.

1Esma: El-Hasib: Kulların hesabını en ince en ayrıntılı şekilde tutan anlamına gelen bu isim, bizlere dünyada sahip olduğumuz her nimetin aslında bir hesap konusu olduğunu fark ettirmeli. Öyle ki, bir urgan ipini hesabını veremeyen adamın kıssasındaki gibi.

1Alışkanlık: Adaletli olmak. 8.ayette geçen “Bir kavime olan kininiz sizi adaletsizliğe sevk etmesin” ifadesini günümüzde insanlar arasında oluşmuş olan çeşitli gruplaşmalara yorabiliriz. Çünkü bu çağımızın en beter hastalığıdır. Kendimizden olanı haksız dahi olsa sonuna kadar korur, karşımızda olanın ise tüm haklılığını hiçe sayarız. Bu Kuran’ın ve İslam’ın adaletine zıttır. Efendimiz ki, müşriklerin dahi hakkını çiğnememiş ve çiğnetmemiştir.

En’am Suresi’nden Payımıza

1Ayet:  162. Ayetin meali bizzat Efendimiz’e ait olan “Benim namazım, ibadetim, hayatım ve ölümüm hep alemlerin Rabbi olan Allah içindir.” sözüdür. Ezberi aynı diğer surelerde seçtiğimiz ayetler gibi gayet kolaydır ve  tekrarı insanın ibadet şuurunu arttırır. İbadet şuuru ki, bizler için hayli elzem bir meseledir. Bugün üç kişiden ikisi, namazındaki huşuyu yahut orucunun sıhhatini yahut tesettürünün kabulünü düşünürken içten içe endişeler yaşıyor. Bu sorgulama kişiyi bir üst basamağa çıkarabiliyorsa ne mutlu. Yok hayır kişiyi günden güne içinden çıkılmaz bir hale getiriyor ve her gün sinsi sinsi “böyle yapacaksam hiç yapmayayım” fikrine itiyorsa dikkat edilmeli. Dikkat edilmeli çünkü şeytan türlü oyunlarıyla kandıramadığı müminleri böyle kandırmayı pek sever. Bu noktada bilinmeli ki, Allah’ın bizim ibadetlerimizin kusursuzluğuna ihtiyacı yok. O, kullarından yalnızca tam bir teslimiyet, kesintisiz ibadet ve daimi muhabbet beklemektedir.

1Dua: 82. Sure içerisinde apaçık bir dua ayeti bulamayacak olsanız da, içerisinden payımıza dua olarak dönecek çok güzel bir ayet vardı. Onu da buraya bıraktım. Duası da; Rabbim, bizi iman edip de imanına zulüm bulaştırmayanlardan kıl.

1Esma: El Habir. İbadet şuurundan dem vurduğumuz bu surede, 1Esma olarak 73.ayette geçen bu ismi seçmemizin sebebi şüphesiz ismin derin anlamıdır. El-Habir, “Her şeyin iç yüzünü bilen” demektir. Demek ki, Rabbiniz sizin ibadetlerinizi boşlayarak yahut önemsemeyerek yapıp yapmadığınızın farkında. Yani siz bilinçli olarak mı, namazı hayatınızda değersiz hale getirdiniz, yoksa aslında elinde geleni yaptığınız halde sahabelerin namazlarına erişemediğinizden mi bu sorgu haline giriyorsunuz, O biliyor. Biliyor ve ona göre muamele edecek.

1Alışkanlık: Dosdoğru olmak. 151-152-153.ayetlerde bir takım özellikler sayılmış ve hemen peşine Efendimiz’e “İşte bu benim dosdoğru yolumdur.” diyerek bu yolu insanlara anlatması emredilmiştir. Ayetteki maddeleri sırayla toparlarsak, dosdoğru insan olmanın kurallarını da öğrenmiş oluruz;
Şirke düşmek.
Ana babaya iyilikten vazgeçme.
Yoksulluk korkusuyla evladını öldürme/aldırma.
Yetim malına dokunma.
Ölçüde adaletsiz davranma.
Söz sahibi olduğunda adaleti uygula.
Yemininden dönme.

A’raf Suresi’nden Payımıza

1Ayet:196 ve 199. Mealen; “Şüphesiz benim sahibim Allahtır, o kullarına sahiplik eder.” diyen 196.ayet ve “Sen af yolunu tut, güzellikle emret, kendini bilmezlerden yüz çevir.” diyen 199.ayet bizler için ezberlenmesi ve idrak edilmesi en gerek ayetlerden ikisidir.

1Dua: 23 -126- 156. Sırasıyla ilki Adem as’ın duası olan “Ey Rabbimiz, biz kendimize zulmettik, eğer bizi bağışlamazsan muhakkak ziyana uğrayanlardan oluruz.” Buyurulan ayet, Adem as’ın tövbe dualarından en bilinenidir. Pişman olup, tövbe etme gayretinde olan kardeşlerimizin bilmesi gereken dualardan biridir. Ve 126.ayette “Ey Rabbimiz, bizim üzerimize sabır yağdır ve canımızı iman selametiyle al!” diye dua ettiği bildirilen Musa as, yine 156.ayette “ Ey Rabbimiz, bize hem bu dünyada hem ahrette iyilik yaz.” diyerek, bizlere iki güzel dua öğretmiştir.

1Esma: El ĞAfur. Tövbe etmek demişken ve peygamber dualarının hep ahiret kısmına yönelik olanlarını öğrenmişken Allah’ın rahmetini anmamak olur mu?
Ki bu öyle bir rahmet ki, kulunu korumak için her türlü hatasını ve ayıbını örter ve kulunu mahcup etmez. Ve Allahtan ümidi ancak kafirler keser.

1Alışkanlık: Vesveselerden Allah’a sığınmak. Vesvese geldiği anda, oturup onunla daha çok oynamak onunla daha çok vakit kaybetmek yerine, namazla, duayla, esmalarla, tesbihlerle, sadakalarla o vesveseden kurtulmayı hedeflemeye calısmamız gerekiyor. Bu Kuran’ın bize öğrettiği bir düsturdur. Ayrıca sure içerisinde alışkanlık etmemiz gerektiğini düşündüğüm üç diğer şeyi de buraya bırakayım, belki nasiplenen olur.
102.ayette; Ahde Vefa.
131.ayette: İyilik ve güzellikleri yalnızca kendi hakkın görmemek.
200.ayette: vesveselerden Allah’a sığınmak.
205.ayette: Kuran’ı okumanın sünnet, dinlemenin farz olduğunu bilip, Kuran okunan ortamlarda ona göre davranmak.

Enfal Suresi’nden Payımıza

1Ayet: 2. Mealen; “Gerçek müminler ancak o müminlerdir ki; Allah adı anıldığı zaman yürekleri ürperir ve onlara Allah’ın ayetleri okunduğu zaman imanlarını arttırır ve tevekkül ederler.” buyuran ayet, Kuran’ın bizde bırakmayı hedeflediği etkiyi anlamamızı sağlıyor. Ezberi bir miktar zor olsa da, idraki hayat kurtarır dediğimiz ayetlerden biri olduğu için bu zorluğa muhakkak değecektir. Düzenli zikredildiğinde ve bu yönde dua edildiğinde, ayette bahsi geçen o müminlerden olmak belki her birimize nasip olabilecektir.

1Dua: 29. Yine dua ayeti olmayan bir ayeti duaya çevireceğim ama gerçekten çevirilmesi gerektiğini siz de anlayacaksınız. Ayet diyor ki; Ey İman edenler! Allahtan korkarsanız, o size iyiyi kötüden ayırt edebilen bir feraset verir ve sizin günahlarınızı örter. Şöyle bir bakınca, hepimizin ihtiyacı olan vasıf değil mi iyiyi kötüden ayırt edebilmek? Özellikle kötülere sürekli kılıflar giydirilen şu dönemde, yahut kötülüklerimize bahaneler sunduğumuz mu demeliydim? Her neyse, inşallah bu ayeti dua olarak dualarımıza aldığımızda inşallah kötünün kötülüğünden emin olup, uzaklaşmak nasip olacaktır. İnşallah, inşallah.

1Esma: Es Semi.  17.ayette geçmekte olan bu ismin anlamı “Gizli ve aşikar her şeyi duyan” demektir. O halde, korkmadan apaçık yaptığımız kötülüklerin de, hakkımızı almak adına yaptığımız kötü oyunların da, iyilik kılıfı giydirerek kendimizi kandırdığımız planların da bir göreni bir duyanı var. Ve bu bilinç ile yaşandığında kendini kötülüklerden geri tutacak ve Allah için büyük küçük demeden hiçbirine yanaşmayacak fıtrat da her kalpte var. Onu canlandırmak ise kişinin elinde, kişinin dilinde, kişinin duasında. Gerek bu isimle, gerek diğer güzel isimlerle.

1Alışkanlık: Tevekkül.  Tevekkül, genel bir bakışla Allah’a güvenmek demektir. Ama ayrıntıyla bakalım ki Allah’a güvenmek derken neyden bahsedildiğini tam anlamak nasip olsun; Kulun karşılaştığı -hayır ve şer- bütün hâdiselerin Allah’tan olduğunu bilmesi ve muhtaç olduğu her hususta üzerine düşeni yapıp neticesini Allâh’a havâle etmesidir. Tevekkülün bu kadarı farzdır ve îmânın bir gereğidir. Aynı zamanda tevekkül yalnızca bir gereklilik değil, aynı zamanda imanı besleyen kaynaklardan biridir. Bu yüzdendir ki, bu maddeyi hayata geçirmek elzemdir.

Tevbe Suresi’nden Payımıza

1Ayet: 70. Ayet mealen şöyle buyuruyor; “Erkek ve kadın bütün müminler birbirinin dostudurlar, onlar iyiliği emreder kötülükten men eder, namazı doğru kılar, zekatı verir ve peygamberlerine itaat ederler. İşte Allah, bunları yarın rahmetiyle bağışlayacaktır.” Aslında meal okuyan okumayan herkesin aşikar olduğu cümleler ama bir farkla, bunlar bir hüküm olduğu kadar bir müjde de aynı zamanda. Erkek ve kadın birbirini dost gören tüm müminler rahmete mazhar olacak. Birbirinin açığını arayıp, sürekli vicdanlarını rahatlatmak için günahları top gibi birbirine atanlar değil. Birbirlerine iyiliği emredenler, kötülükten kurtarmaya çalışanlar bu rahmetin muhatabı olacak, sürekli birbirinin açığını arayıp sosyal medyada yüz kızartacak laflar edenler değil. Dünyada bir ayıp örtenin ahrette kaç ayıbı örtülecekti sahi? Bunları anlamak için ezberleyelim kardeşler, erkek erkekten önce mümin, kadın kadından önce mümindir. Herkes kendinin ve diğerlerinin bu vasfını idrak ederek davranmak mecburiyetindedir.

1Dua:129. Bizzat Efendimiz’e ait olan bu dua hem Arapça hem Türkçe olarak ezberlenirse ne büyük bir güzellik olur. Ayet mealen; “Eğer aldırmazlarsa de ki; “Allah bana yeter,  O’ndan başka ilah yoktur. Ben yalnızca ona dayanmaktayım. O arşın sahibidir.”  Neden Efendimiz’den böyle söyleyerek dua etmesi isteniyor görmek için bir önceki ayete bakalım. “Size içinizden öyle şerefli bir peygamber geldi ki, sıkıntıya düşmeniz ona ağır geliyor, titizlikle üstünüze düşüyor.”  Amenna. Demek ki Rabbimiz Efendimiz’e üzülmemesini telkin ederken ona bu duayı öğretiyor. O halde bize de bu vahiyden nasiplenmek düşer.

1Esma: El-Aziz. “Üzülme Allah bizimle” diye buyuran 40. ayette geçen bu ismin anlam; “Değerli, ulu, şerefli ve hiçbir zaman yenilmeyen” demektir.  Bu ismin tecellisine her birimizin ihtiyacı var. Çünkü Allah bir gence izzet verirse, Hz. Yusuf gibi kuyudan çıkarır hükümdar eder. Allah bir kadına izzet verirse, Meryem gibi iffet ve temizlikte öncü eder. Allah bir eve izzet verirse, Kâbe gibi kupkuru çöller arasına yerleştirir, insanların yanıp kavrulduğu hasret duyulan bir yer eder. Allah bir şehre izzet verirse, Mekke gibi kutlu şehir eder. Allah bir çiçeğe izzet verirse, gübre içinde yetişir gül eder.  Allah bir tohuma izzet verirse, çamur içerisinden çıkarır meyve eder. Ve Allah bir insana izzet verirse, kuru ekmek yiyen bir kadının yetim çocuğunu âlemlere rahmet eder. O halde en olmaz denilenin olacağına inanmak demek, Allah’ın izzetine inanmak demektir. Ve Allah’ın izzetine inanmak tevhidin bir parçasıdır.

1Alışkanlık: İtidalli olmak. Genel bir başlık altında aldığım bu alışkanlık maddesini sure içerisindeki birçok ayetten çıkardığımı söylemem mümkün. Önce 82.ayetteki “Artık günahlarının karşılığı olarak az gülsün, çok ağlasınlar.” ifadesi. Sonra 119.ayetteki “Allahtan korkun” ifadesi. Sonra 40.ayette geçen “Allah size yeter” ifadesi. Tek başına ele alındığında her biri bizi uç bir davranışa sürükleyebilecekken, aynı sure içerisinde muhakkak sizi itidalli olmaya sevk eden başka bir ayet daha görüyorsunuz. Mesela üzülen peygambere üzülme derken, günahın çokluğu karşısında ağla diyor. Demek ki, ne çok üzülecek kendini mahvedeceksin, ne tümden boş verecek gününü gün edeceksin. Ya da Allahtan korkun dedikten hemen sonra umut olarak Allah’ın varlığının hatırlatılması. Ana gibi, baba gibi. Kork ama umudunu kaybetme. Bunda dahi itidal.  Akaidde buna  “havf  ve reca arasında” derler. Biraz araştırsanız çok güzel meseledir.

Yunus Suresi’nden Payımıza

1Ayet: 57 Ayet mealen;  Ey insanlar, işte size Rabbinizden bir öğüt, gönüllerin derdine bir şifa ve müminler için bir hidayet ve rahmet geldi. Tefsirlerin Kuran’ı işaret ettiği bu ayet, bizlere yine rehber niteliğinde. Gönlünüzün derdi mi var, imanınızın eksildiğini mi hissediyorsunuz, huşunuzu yahut huzurunuzu mu kaybettiniz? O halde gönüllerin derdine şifa, hidayet ve rahmet kaynağı Kuran’ı ve tabi ki bu ayeti hayatınızın merkezinde tutun. Bu arada sure içerisinde çok güzel bir ayet grubu var, fırsatı olan muhakkak ezberine katsın diye buraya bırakacağım; 55-67 arası.

1Dua: 10. Cennet ehlinin ve dahi müminlerin duası olarak bildiğimiz bu ayetin meali; “Onların duaları; Ey Allahım. Seni noksan sıfatlardan tenzih ederiz, dilekleri; selam, dualarının sonu ise; Allah’a hamd etmektir.” Bu ayette bize
duanın usulu de öğretiliyor ve bu namaz tesbihatı gibi. Subhanallah ile başlayıp şükür ile devam edip hamd ile sonlanan dua.

1Esma:  El Kerim. Bu ismin anlamı; “Lütfu ve ihsanı bol olan, hiçbir karşılık beklemeden ikram eden, cezalandırmaya gücü yettiği halde cezalandırmayan” demektir.  Kur’an’ın, Kerîm sıfatıyla vasfediliyor oluşunu hepimiz biliyoruz. Ona Kur’an-ı Kerîm dememizin sebebi, bu sıfatın anlamını tam olarak karşılıyor oluşundandır. Yani, Kur’an bizim sahip olmamız gereken tüm ahlaki güzellikleri ve toplumsal erdemleri bize veriyor. Ahlak, iman, hayatımıza dair kurallar, kurtuluşa ermenin yolları ve en önemlisi de hakkı batıldan ayırma beceresi. Üstelik ilim, hüküm ve güzel ahlak hususunda Kur’an-ı Kerîm’den istifade edildiği kadar, hiçbir kitaptan istifade etmemiz mümkün değildir. Velhasıl Kur’an, Kerîm’dir. İşte bu yüzden de adı Kur’an-ı Kerîm’dir. Ve inşallah bu ismin zikriyle bizlere de Kerim esmasından nasiplenmek nasip olur.

1Alışkanlık: Nankör olma, şükrü unutma. Bunu sure kapsamında ele aldığımızda yaratıcıya olan bir şükürden ve yine yaratıcıya karşı nankörlükten kaçınmaktan bahsediyorum. Fakat müminler Kuran’dan aldıkları her dersi, hayatlarına ve insanlar arasındaki ilişkilerine de yansıtırlar. O halde bizler önce; Kerim olan Rabbimizin ikramlarının farkında olacak, onların şükrünü eda edecek ve şikayet ile nankörlük etmeyeceğiz. Ve tabi sonra da; insanlar arasında nankör olmamayı, teşekkürü yaygınlaştırmayı alışkanlık edineceğiz. “Kula teşekkür etmeyen Rabbine şükretmez” diye bir söz vardı, ben sanırım cümleyi tersten savunanlardanım; “Rabbine şükretmeyen, kula teşekkür etmez.” Ama tabi tersi doğru olabilir, ben bilmiyorum.

Hud Suresi’nden Payımıza

1Ayet:115. Ayet mealen; “Sabret, çünkü Allah iyilik yapanların mükafatını zayi etmez.” buyuruyor.  Sanırım bu çoğumuz için en zor durumlardan biri. Çünkü bilirsiniz işte sabretmek, söylendiği kadar kolay olmuyor. Nasihat edildiği kadar da pek tabi. Ama işte bu ayeti böyle günde yüz kere tekrar ede ede, o kafalarımıza sokacağız bunu. Sabredeceğiz, sabrede sabrede rahmete mazhar olacağız. Hatta belki sustuklarımız sayesinde cenneti kazanacağız. Tam dilimize gelip yuttuklarımız, tam yapacakken durduklarımız ve daha nicesi. İnşallah “sabır” sadece dilimizde tutturduğumuz birkaç harften ibaret kalmasın.

1Dua: 47. Nuh aleyhisselam’ın duası olarak bildiğimiz bu ayet mealen; “Ey Rabbim, senden bilmediğim şeyi istemekten sana sığınırım. Eğer sen, beni bağışlamaz ve bana merhamet etmezsen hüsrana düşenlerden olurum!” buyuruyor. Yine fazlasıyla ihtiyacımız olan bir dua. Ve aynı zamanda sürekli hakkımızda hayırlı olup olmadığını bilmediğimiz şeyleri isteme gafletimize usulca set çekecek dua.

1Esma: El-Mucib. Bu isim duaları kabul eden, istekleri yerine getiren, sıkıntıları gideren” demektir. Aynı zamanda tafsilatlı olarak ele alındığında; “Duaların bazılarını ahirette, bazılarını dünyada kabul eden fakat her halükarda yapılan dualara karşılık veren, hayırlı olanları kabul edip, hayırlı olmayanları kabul etmeyen ve gerektiğinde istenilenden daha hayırlısını veren” anlamına gelir. İslam’a göre dua, bir psikolojik rahatlama aracı değildir. Bazılarının zannettiği gibi, işleri ilaha havale edip hayata devam etmek de değildir. Hele hele, bir felaketten kurtulmak için el açmak hiç değildir. İslam çerçevesinde dua; Allah’ın makamından sürekli bir isteyiştir. Bu isteme, mümin için bir itikat, bir şiar ve hayati bir hedeftir. Her konuda Rabbine muhtaç, aciz ve güçsüz olan kula düşen görev, kime dua ettiğinin farkında olarak yani Rabbini tanıyarak her fırsatta ona dua etmeyi bilmesidir. O halde inşallah bu isim ile bu idraki zihinlerimize gönüllerimize işlemek nasip olsun.

1Alışkanlık: Dünyayı isteme! Bu kadar dua demişken ve surenin 15.ayetiyle tanışmışken bundan daha güzel bir alışkanlık belirleyemezdim sanırım. Ben de öğrendiğimde çok sarsılmıştım ama sonra bu dünyanın keyif yeri olmadığını, nimetlere boğulma yeri olmadığını hatırladım. Kuran apaçık diyor ki; “Dünya hayatını isteyene dünya verilir fakat onun ahrette nasibi yoktur.” Ve yine “Nasibini dünyada tüketenin ahrette nasibi kalmamıştır” çerçevesinde değerlendirilen ayetlerin varlığı bizim dünya isteklerimizin önüne duvar olmalıdır. Nefsimizin isteklerinden Rabbim bizi korusun.

Yusuf Suresi’nden Payımıza

1Ayet: 86. Yakup aleyhisselamın duası olarak bildiğimiz bu ayetin meali; “Ben kederimi ve üzüntümü yalnızca Allah’a şikayet ederim.” Yine anlamına erişmemiz gereken ama öyle yaşayarak da kolay kolay öğrenilmeyecek bir mesele; her durumu yalnızca Allah’a havale edebilmek. Bu yüzden dualarla bu ahlakı kazanmaya gayret edeceğiz. Bunu başarabildiğimizde ise, dünyanın eften püften yüzlerce derdini hiç mesele etmeden, canımızı sıkmasına izin vermeden, bazen boş vererek, bazen Allah rızası gözeterek susmayı öğreneceğiz.

1Dua: 33,101. Yusuf aleyhisselamın duaları olan bu ayetler, onun yaşadığı türlü imtihanların çıkış kapısıdır. Bu dualara bu nazardan bakıldığında bir rehber, bir ışıktır. İftiraya uğradığı, zindana düştüğü ve hatta ölümle burun buruna kaldığı zamanlarda onun dilinde olduğu bize bildirilen bu ayetler, benzeri durumlarda bizlerinde dilinde olmalıdır. Belki bu sayede, o teslimiyet, o tevekkül, o imtihan başarı ve o azamet bizlere de nasip olur.  “Ey Rabbim! Sen bana dünya mülkünden nasip verdin ve bana rüyaların tabirinden bir ilim öğrettin. Ey gökleri ve yeri yoktan var eden Rabbim! Benim velim sensin, benim canımı müslüman olarak al ve beni salih kulların arasına kat!”

1Esma: Er-Rakib. Bu isim “her şeyi görüp gözeten, tüm işleri denetim altında tutan”  demektir.  Buradan anlıyoruz ki; Allah, yoktan yarattığı tüm varlıkları büyük küçük ayırt etmeden koruyup gözetendir.  Çünkü insanın izlendiğini bilmesi, hal ve hareketlerine çeki düzen verme dürtüsünü harekete geçirir ve yaptığı işlerde mükemmellik çizgisine yaklaşma hevesini arttırır.  Bu yüzden Allah, her fırsatta kullarına izlendiklerini, takip edildiklerini, her hareketlerinin görüldüğünü, kaydedildiğini, bir hesabı olduğunu hatırlatır. Bu hatırlatmalar bizim “Allah görüyor” şuuruyla yaşamamızı sağlıyorsa korkacak bir şey yok. Fakat biz bunca hatırlatmaya rağmen hala ve hala gizli saklı işler peşinde koşturuyor, kullarının arasında açığa çıkmasından utanacağımız şeyleri Allah’ın gördüğünü bile bile utanmadan yapabiliyorsak, bir miktar sıkıntı. Bu bizim “Allah görüyor” şuurunu anlamamış olduğumuza delalettir. Yine de bilmek gerekir ki; Rabbimizin Rakîb oluşu, kullarının kusurunu bulmak ve onları hesap günü yüzlerine vurmak için değil, aksine yaşarken ihtiyaçlarını gidermek, koruyup kollamak ve günahtan sakınmalarını sağlamaktır. İnşallah bu ismin zikri ile bu şuura erişmek bizlere nasip olur.

1Alışkanlık: Fitne uyandıracak hareketlerden sakınmak. Sure içerisinde ilk olarak 5.ayette karşımıza çıkan “Rüyanı kardeşlerine anlatma” ikazı ve sonra 67.ayette “Ayrı ayrı kapılardan girin” nasihatı ile verilmek istenen mesaj hiç şüphesiz kardeşlerin ve halkın içindeki kıskançlık dürtüsünü harekete geçirmemek. Çünkü kıskanan insan hiçbir şey yapmasa, gözü yahut nazarı yetiyor bir imtihan başlatmaya. Hiç yoktan huzursuzluklar kaplıyor iki tarafında yüreğini. Biri kıskançlıktan yanıyor, diğeri ne olduğunu anlamadığı mutsuzluklardan. Biri diğerinin sebebi oluyor, diğeri imtihanını fark etmeden kıskandıkça kıskanıyor. Ama diyor ya Efendimiz; Fitne uykudadır, uyandırana lanet olsun. İşte bizim alacağımız nasihatta, edineceğimiz düstur da bu olmalı. Tavırlarımız, sözlerimiz, yaşayışımız ve dahi sosyal medya paylaşımızlarımız ile herhangi birinin kalbine fesatlık düşürüyorsak o imtihanda bir sorumluluğumuz olduğunu unutmamalıyız.

Rad Suresi’nden Payımıza

1Ayet: 28. Ayet mealen; “Onlar ki, iman etmişlerdir ve kalpleri Allah’ın zikri ile huzura ermiştir. Evet ancak Allah’ın zikri ile kalpler huzura erer.” buyuruyor.  O halde biz inanıyoruz ki insanlar, aileler, toplumlar, kalpler ve daha nicesi ancak bu kitap ile şifa bulabilir. Huzura erebilir. Çünkü kalp Allah’ın âyetlerini duydukça, tanıdıkça, Allah bilgisine ulaştıkça cehaletten, bilgisizlikten, şüphe ve tereddütlerden kurtulup doyuma ve itminana ulaşacaktır. Bu evreye ulaşmak için tanıdığımız, ezberlediğimiz ayetlerden biri de bu etkinliğimizin kıymetini anlamamızı sağlayan bu ayet olsun inşallah.

1Dua: 14. Ayet mealen; “Gerçek dua O’nadır. O’nun dışında yalvarıp durdukları ise onlara hiçbir şeyle cevap veremezler. Onlar olsa olsa ağzına su gelsin diye iki avucunu açana benzer ki, o, ona gelmez.” Buyuruyor. Yani anlayacağınız üzere kendisi bir dua ayeti değil. Ama her ayet gibi, dua haline getirilip dualara katılacak cinsten. O halde diyorum ki; Rabbim gerçek dua yalnız sanadır, sen dışında isteyip durduklarımızın acziyetini bize unutturma ve bizi bu misaldeki gibi iki avucunu açıp boşta kalan ahmaklardan kılma. Yalnız senden istemeyi ve yalnız sana güvenmeyi daima bize nasip et. Amin.

1Esma: El-Halîm “Hep yumuşak davranan, cezalandırmakta ve gazapta acele etmeyen, kızdıklarına mühlet veren ve bu mühlette pişman olup tövbe edenleri daima affeden” demektir. Halîm sıfatını gerçekten hakkını vererek yaşamak insan için belki de en büyük yüklerden biridir. Karşınızdaki gözünüzün içine baka baka hakkınıza tecavüz edecek, cezalandıramayacaksınız. Sizi günlerce üzecek, siz yine de hoşgörülü davranacaksınız. Kalbinizi bin parçaya ayıracak, gülüp geçeceksiniz. Her durumda Allah’a havale etmeyi bileceksiniz ve kalbinizi yalnız bu düşünceyle sakinleştirebileceksiniz. Bu, insan kalbine yüktür. Bir insanın her zaman, her olayda, herkese bu olgunluğu göstermesi mümkün değildir. Velev ki gösterdi, bir müddet sonra bu alttan almaların hesabını tutacaktır. “Bu kaç oldu?” diyecektir içerisinden ve bu sesler zamanla dışa vurulacaktır. Fakat Allah’ın “Bu kaç oldu?” diye bir hesabı yoktur. Çünkü affetmek, üstünü örtmek, anlayış göstermek ve cezalandırmayı bekletmek Allah’a yük değildir. Bilakis O, kulum af dilese de ben affetsem diye bekler. Çünkü, O Halîm’dir, Ğafur’dur. İnşallah bizlere de bu ismi anlamak ve bu isimden nasiplenmek nasip olur.

1Alışkanlık: Vicdanını temiz tut.  Kuran birçok yerinde bizden temiz bir vicdan beklediğini ifade ediyor. Peki nasıl temiz kalır vicdan? Yahut nasıl temizlenir bunca pastan kirden? Sonuçta birbirimizi kandırmaya gerek yok, her gece yüzlerce muhasebeyi ya boş vererek, ya erteleyerek, ya kendimizce bahanelerle vicdanımızı temize çekerek kapatmaya çalışıyoruz. Kimi zaman ibadetle ilgili, kimi zaman insanlarla, kimi zaman işimizle yahut hayata dair diğer şeyler ile. Değişmeyen tek şey, insan herkesi kandırsa, herkesi inandırsa o vicdan bir türlü ikna olmuyor. Davranışlarımıza yüzlerce masum kılıfı giydirsek de, kendimizi dahi söylediğimiz bahanelere inandırsak da o vicdan hep bir yerde fısıldıyor. Fıtrata en uygun olanı, mümine en yakışanı fısıldıyor. Öyle yapmasan olmaz mıydı? Başka yolu yok muydu? Gerçekten haklı mıydım? Ve daha nicesi. Bu muhasebeler insanın hem vaktini alır, hem umutsuzluğa düşmesini kolaylaştırır. Bu yüzden vicdanı temiz tutacağız. Bir karar alırken bunu önce Kurana ve hadise, sonra da toplumsal ahlaki değerlerimize göre ölçüp tartacağız. İnsanlar arasındaki ilişkilerimize Efendimiz’in nasihatındaki gibi tatlı dilli ve tevazu ile yaklaşacağız. Böyle yapacağız ki, can çekişen vicdanlarımız biraz nefes alsın. Ancak o zaman 19.ayetteki Kuran’ı anlayabileyen o nadide zümreye dahil olabiliriz. Çünkü ne diyor ayet; “Bu Kuran’ı ancak akıllı ve vicdanı temiz olanlar anlar.”

İbrahim Suresi’nden Payımıza

1Ayet: 38. İbrahim aleyhisselamın duası olan bu ayet mealen; “Ey Rabbimiz sen bizim gizlediklerimizi de, açıkladıklarımızı da bilirsin. Yerde ve gökte bulunan hiçbir şey Allahtan gizli kalmaz.” buyuruyor. Bu ayeti ezberlemek her anlamda Rabbimizin bizimle olduğunu hissetmektir. Kimseye anlatamadığınız sıkıntılarınızı da o duyar, yardım ulaştırır. Konuşacak gücünüz yoksa dahi o duyar, içinizi ferahlatır. Ama diğer yandan içinizdeki kötülükleri de o görür, o bilir ne fesatlıklar dönüyor içeride. Bu yüzden içinizi temiz tutun, bu ayet ile, yahut diğerleri ile. Ama temiz tutun.

1Dua:40-41. Yine İbrahim aleyhisselamın duası olan bu ayet mealen; “Rabbim, beni ve soyumdan gelenleri devamlı namaz kılanlardan eyle. Ey Rabbimiz, duamı kabul buyur. Hesapların görüleceği gün, beni anamı babamı ve bütün müminleri bağışla.” Buyuruyor. İbrahim aleyhisselamın en bilinen ve hepimizin de bilmesi gereken en genel dualardan. Hem aileyi, hem ümmeti duaya katıp, bunu bir de bir Peygamberin kabul olmuş duasıyla yapmak ne büyük şeref olur dimi?

1Esma: El Fettah “Kullarına rahmet ve rızık kapıları açan, onların her türlü güçlük ve sıkıntılarını kolaylaştıran” demektir. Bu isimden bize düşen, Allah’ın (c.c) Fettah ismi ile lütfedeceğine inanmak, acele etmemek, hakkındaki ilâhî hükmün gerçekleşmesini sabırla beklemektir. Aynı zamanda inandığı ve beklediği lütfa ulaşmak için sebeplere yapışmaktır. Bu sebepler de: Sıkıntılı olanların yardımlarına koşmak, kendinden zayıf olanlara merhamet etmek, insanların gönüllerin İslâm’a açılması için gayret etmek ve onlara dünyalık işlerinde de yardımcı olmaktır. Umulur ki tüm bunlar karşısında Fettah olan Allah, kulunun her türlü yardımına koşan, önüne her türlü kapıyı açan ve sıkıntılarından her durumda kurtaran olacaktır.

1Alışkanlık: Güzel kelimelerle, güzel şeyler konuşmak. Sure içerisinde 24-25-26.ayetlerde bu meseleye çok güzel bir misal verilmiş, direkt aktarıyorum; “Allah’ın, hoş bir sözü; kökü sağlam, dalları göğe doğru olan bir ağaca benzeterek misâl verdiğini görmüyor musun? İnsanlar ibret alsın diye Allah onlara misâl gösteriyor. Çirkin bir söz de, yerden koparılmış, kökü olmayan bir ağaca benzer.” Bu ayetler içerisindeki “Güzel söz” diye tercüme edilen “kelime tayyibe” tamlamasının “doğru söz, sağlam inanç, kelime-i tevhîd yani “lâilâhe illellah” peygamberlik, vahiy, âhiret” ve Allah’ın bütün mesajlarını ifade ettiğini düşünebilirsiniz. Yani nasıl ki, ağaç nasıl ki sürekli meyve verip faydalı hale geliyorsa, güzel söz de insanı faydalı bir insan haline getirir demek isteyen ayet, çirkin sözü de etrafa faydası olmayan köksüz bir ağaç gibi işe yaramaz olmakla eş değer tutar. Yalnız ayeti yalnızca tefsir penceresinden değil dümdüz olarak düşünmenizi isteyeceğim. Çünkü insan ilişkilerimizde de güzel söze, yumuşak söze, zarif söze çok ihtiyacımız var. Tek ben mi deme, ben düzelsem herkes hatalı diye görme, sen kendinden sorumlusun, senin bir hesabın var. Sen hesabına odaklan, insanların ne yaptığına değil. Sen imanını kurtarmak ve islam’a hizmet etmek için güzel sözü savunanlardan ol. Böylelikle etrafa fayda sağlayan köklü bir ağaç olabilirsin.

Hicr Suresi’nden Payımıza

1Ayet: 49. Ayet mealen; “Kullarıma haber ver ki, muhakkak ben çok bağışlayıcıyım, merhametliyim.” Yine diğerleri gibi Allah’a her anlamda, özellikle tövbelerimizin kabulü noktasında güvenebilmenin, sığınabilmenin ilk adımı olabilecek bir ayet.

1Dua: 99. Surede dua ayeti olmadığından şu ayeti dua olarak heybeye alalım istiyorum; “Ve sana o yakin ölüm gelinceye kadar Rabbine kulluk et.” Hepimizin yakınındaki ölüm gelip bizi buluncaya dek inşallah! Amin.

1Esma: El Melik. Bu isim “Bütün evrenin gerçek sahibi, yöneticisi, asıl ve mutlak sahibi” demektir. Bu isim bize, evrenin ve tüm nimetlerin gerçek bir sahibi olduğunu hatırlatacak ve haddimizi bilmeyi öğretecek. Ve bu isim bize tecelli etmeye başladığı an, gerçek bir Malik olmanın ne demek olduğunu anlayacağız. İnsan şehvetini dizginleyebilirse Malik olur. İnsan öfkesini dizginleyebilirse Malik olur. İnsan nefsini zapt edebilirse Malik olur. İnsan varlığını dağıtmayı bilirse Malik olur. İnsan insanlığını bilirse Malik olur. İnsan Rabbini bilirse Malik olur. İnsan Malik olursa, Rabbi ona Melik olur.

1Alışkanlık: Dünya süsüne aldanma! 39.ayette şeytan Rabbinden mühlet isterken kulları dünya süsleri ile aldatanacağını apaçık belirtiyor. Ve Rabbimiz kullarına öyle güvenmek istiyor ki, kendi yarattığı o nimetlerin oyuncak edilmesine izin veriyor ve tabi bir dizi imtihan da beraberinde geliyor. Burada karar bizim, ya dünya hayatının süsüne aldanır şeytanın kandırmayı hedeflediği insanlıktan oluruz. Ya aldanmaz, Allah güvendiği kullardan oluruz. Seçim serbest, vakit kısıtlı.

Nahl Suresi’nden Payımıza

1Ayet: 19. Ayet mealen; “Allah gizlediklerinizi de açığa vurduklarınızı da bilir” buyuruyor. Umulur ki bu ayet, dünyaya dalıp gaflete düşüp başıboş yaşadığımız anlarda bize Rabbimizin varlığını hatırlatır. Umulur ki, bizi o güvensizlikten o hatalardan çekip çıkarır.

1Dua: 125. Ayet mealen; “Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel güzel öğütle davet et ve onlarla en güzel şekilde mücadele yap! Çünkü Rabbin, yolundan sapanı en iyi bilendir ve doğru yolda gidenleri en iyi bilen de ancak O’dur.” Bu ayeti dua yapıp dualarımıza katmamız gerektiğine olan inancım en az diğerleri kadar fazla. En çok da güzel öğüt ile insanlarla mücadele etmek ahlakı hepimize nasip olsun diye.

1Esma: El Kuddûs. Bu isim, Allah’ın bütün noksanlıklardan münezzeh ve mukaddes olduğu anlamına gelir. Aynı zamanda bizleri temiz bir kul olmaya ve Allah’ın huzuruna tertemiz çıkmaya davet eder.

1Alışkanlık: Aceleci olma! Kuran’ın büyük bir kısmında hoş olmayan bir ahlak olarak sayılan acelecilik, önümüzdeki birkaç surede düzenli olarak bunu bize tekrar hatırlatacak. Çünkü aceleci olmak, insanı bilmediği bir şeyi istemeye sürükler. Acele etmekten ne başını, ne sonunu, ne kaybını, ne yaşanacakları hesap edemez. Fakat müminin işi düzenlidir, hesaplıdır. Mümin hassas bir ölçüyle hem kendine, hem insanlığa zararı olmayacak şekilde davranır. Bu yüzden aceleci olma, sabırlı ol. Düşünerek karar ver. Ve hak yoldan ayrılma!

İsra Suresi’nden Payımıza

1Ayet:13. Ayet mealen; “Her insanın amel defterini boynuna doladık, kıyamet günü açılmış bulacağı kitabı önüne çıkarırız.” Bu ayeti ezberlemek yetmez, çerçeve yapıp duvara asmak lazım. Hatta yetmez, gözümüzün gördüğü her yere yazmak yazdırmak lazım. Belki o zaman düşünerek hareket etmeyi daha iyi öğreniriz!?

1Dua: 80. Yine Efendimiz’in dualarından biri olan bu duayı  zaten birçoğumuz mealen biliyorduk ama bu surede olduğunu da vesileyle öğrenmiş olalım istedim. “Rabbim, gireceğim yere doğrulukla girmemi sağla, çıkacağım yerden de doğrululukla çıkmamı nasip et ve benim için kendi katından yardım edici bir kuvvet ver.”

1Esma: El Mümin. Bu isim kaynaklarda, vaadine güvenilen, müminleri azaptan emin kılan, gönüllerde iman ışığı uyandıran demektir. Yani Allah El Mümin’dir, bu ismiyle insanları iman ikram eder. Ve insan mümindir, bu sıfatıyla kendisine imanı ikram edeni bilir. O halde kalbinde iman ışığı olan her kul, Allah’ın Mümin isminin muhattabı olmuştur. Lakin, iman mertebe mertebedir. Takdir edersiniz ki, peygamberlerin yahut sahabelerin yahut ashabın imanı ile bizlerin imanı kıyas edilemez. Ama Rabbimizin El Mümin ismini zikrederek ve imanı güçlendiren ameller işlemeye devam ederek imanımızın mertebesini yükseltebilir ve bu sıfatı hakkıyla taşıyanlardan olabiliriz.

1Alışkanlık: Teheccüd kılmadan ölme! 79.ayette şöyle buyuruluyor; “Gecenin bir kısmında sana özel nafile bir namaz ile uykudan kalk, Kuran ile teheccüd kıl. Rabbinin seni övgüye mazhar bir makama ulaştırması yakındır.” Konuyu çok uzatmadan soracağım, her türlü eğleneceye yahut acıya feda edeceğimiz gecelerimiz var da, bir beş dakika ayırıp Allah için, kendimiz için bir şeyler yapmaya niçin fırsat olmasın? İnsan yeter ki istesin, yeter ki.

Kehf Suresi’nden Payımıza

1Ayet: 107-10-110. Kehf suresi içerik olarak o kadar geniş ve meali o kadar güzel ki, tek bir ayet ile kısıtlamak ilk defa bu kadar zor geldi. Zor gelince de yapamadım ve müsadenizle bu sefer bir değil üç ayet yaptım. Mealini herkes kendisi araştırıp baksın istiyorum, hem bu sırada sureye bir daha göz atmış olursunuz.

1Dua: 10. Ashab-ı Kiramın duası olarak bildiğimiz bu ayet mealen; “Ey Rabbimiz, bizlere tarafından bir rahmet ihsan et ve bizim için işimizden bir muvaffakiyet hazırla!” buyurmaktadır. İnşallah sıkışan her işimiz için, başarılı olmasını istediğimiz her planımız için ve dahi sıkıntıda kaldıkça edebileceğimiz bir dua daha.

1Esma:  El Hâlık. Bu isim hiçbir asıl ve örneği yokken ve başka hiçbir maddeden faydalanma ihtiyacı duyulmadan yaratan yani yoktan var eden anlamına gelir. Bu ismi zikrederek her gün aracılarına teşekkür ederek ve kendi başarıları olarak görerek kullandığımız yüzlerce maddenin asıl Hâlıkını tanırız. Tanır ve tevekkül eder, şükreder ve rızayı kazanma yolunda bir adım daha atıveririz.

1Alışkanlık: İnşallah kelimesini tanı, anla ve uygula! 23.ayette buyuruluyor ki; “Hiçbir şey için ben bunu yarın muhakkak yaparım deme! Ancak “Allah dilerse olur” de.  İşte bu ayet “inşallah”ın asıl manasıdır. Bizim dilimizde, kandırmaca olarak, susturmak olarak, geçiştirmek olarak kullandığımız bir kelimenin esas ve ciddi anlamıdır. Bu yüzden inşallah derken daha dikkatli ve hassas olmalıyız. Bir kere inşallah dedim mi, bin kere peşinden koşmalıyız.

 

Meryem Suresi’nden Payımıza

1Ayet: 96. Ayet mealen şöyle buyuruyor; “İman edip iyi işler yapanlara gelince, muhakkak ki Rahman onlara bir sevgi verecek gönüllere sevdirecek.” Bu ayet ile iman edip iyi işler yapan kulların sevilen ve sayılan insanlar olacağı müjdeleniyor. Zaten hepimiz biliyoruz ki toplumda doğru ve sevilen bir yer edinmenin ilk şartı, ahlaki kurallara uymaktır. Bir de şimdi öğeniyoruz ki, bunu İslami kurallara riayet ederek ve dahi rızayı gözeterek yaparsak Rabbimiz insanların gönlünü bize karşı sevgi ve muhabbetle dolduracak bi iznillah.

1Dua: 4. Zekeriya aleyhisselamın duası olarak bildiğimiz bu ayette şöyle buyuruluyor; “Rabbim sana yaptığım dua ile hiçbir zaman bedbaht olmadım.” Amenna. Bu duada bir duadan çok bir teslimiyet var hatta bir memnuniyet var. Zekeriya aleyhisselam duasının karşılığını yıllarca alamamış bir adamdı ama hiç umudunu kesmeden ettiği dualar sayesinde Kuran kıssalarıyla adı bizlere kadar ulaştı. Hayatını Ali İmran Suresinden ayrıntılı öğrenebilirsiniz. Ve bir de bu dua sayesinde, dualarınızın karşılığını alış biçiminize şükretmeyi öğrenirsiniz.

1Esma: Er Rafi. Bu isim yukarı kaldıran, yükselten, yücelten, şan ve şeref sahibi kılan anlamına gelir. Düzenli olarak bu esmayı zikretmek ise Allah’ın izniyle bu ismin tecellisine hak kazandırır.

1Alışkanlık: Aileyi teşvik! İsmail aleyhisselam’dan bahsedilen 55.ayette şöyle buyuruyor; “O, ailesine namazı ve zekatı emrederdi, Rabbinin katında da rızaya ermişti.” Onun rızaya erişmiş olmasının sebebi yalnızca ailesini teşvik etmesi değildir muhakkak, fakat Rabbimiz bu ayette bu iki durumu arka arkaya vererek bize bir mesaj vermek istiyor olabilir. Ha keza, bu mesajı böyle algılmamız gerektiğini ifade eden alimlerimizin sayısı da azımsanmayacak kadar çok. O halde namaza kalkarken tüm evi teşviklendir, oruca hazırlanırken diğer fertleri de organize et, Kuran mı okuyorsun topla herkesi başına. Bir alışkanlık kazandır evine. Birileri sayende bir şeyler öğrensin, bir şeyler uygulasın, bir alışkanlık edinsin ki bu ayetin muhatabı ol!

Taha Suresi’nden Payımıza

1Ayet: 25-26-27. Ayetler mealen “ Rabbim benim göğsüme genişlik ver. Dilimden düğümü çöz ki, iyi anlasınlar beni.” buyuruyor. Mealini okuyanlar bu sözlerin Musa aleyhisselamın duası olduğunu zaten biliyor. Bilmeyenler de sanıyorum ki şuan bu güzel duayı Arapça olarak ezberlerine ve dualarına katmak için not alıyor.

1Dua: 25-26-27. Yukarıda bahsettiğimiz gibi Musa aleyhisselamın duası olan bu ayetleri duamıza eklemekte fayda var. Düşünün ki Musa aleyhisselam ciddi mücadeleler vermiş ve bunun yardımını belki de bu duası vesilesiyle görmüş. Bir peygamber duası ile bir Kuran ayeti ile Allahtan yardım istemekten daha güzel ne olabilir?

1Esma: El-Bâsıt. Bu isim, rızkı genişleten, lütuf ve keremini esirgemeyen anlamına gelir. Düzenli olarak bu ismi zikretmek Allah’ın izniyle bu ismin tecellisine hak kazandırır.

1Alışkanlık: Yumuşak huylu ve yumuşak dilli olmak!  Sure içerisinde Musa aleyhisselam düzenli olarak Firavun’u tatlı dille uyarması hususunda ikaz edilir. Bu benim için çok önemli bir ayrıntı. Büyük günahların ve büyük azabın muhatabı bir adam. Bir zalim. Ve karşısında Allah’ın desteklediği ve yardımını esirgemediği bir peygamber. Dilerse Rabbim “Git ona haddini bildir.” Diyemez mi? Demiyor işte. Tatlı dil ile uyar diyor. Demek ki, ahlak anlayışımız karşımızdakinin ahlakına göre şekil almayacak. Karşımızda zalim de olsa, mazlum da olsa ahlak hep aynı güzel ahlak olacak.

Enbiya Suresi’nden Payımıza

1Ayet: 35. Ayet mealen; “Her canlı ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak kötülük ve iyilik ile deneyeceğiz; hepiniz de sonunda bize döndürüleceksiniz.” buyuruyor. Sanırım fazla söze hacet yok, çünkü başımıza ne geliyorsa ölümü unutmaktan geliyor. Çünkü ölümün kendisi bize nasihat olarak yetecekken, dünyaya aldanmak ve ölüm yokmuş gibi yaşamak şimdilik kolay geliyor.

1Dua: 83. Eyyub aleyhisselamın duası olarak bildiğimiz bu ayette şöyle buyuruluyor; “Rabbim bana bir hastalık dokundu. Sen merhametlilerin en merhametlisisin.” Hastalığı veren O, alacak olan O. Eyyüp as, bunu çok iyi biliyor. Bu yüzden bizim gibi hastalık geçsin gitsin derdinde değil. Zaten bilenler biliyor, hastalığı ibadetlerini kısıtlayacak evreye gelene kadar hiç şikayet etmemiş. Hastalığı bir nimet olarak görmüş ve sonuna kadar çekmiş. Bu bir ahlak aslında, bu örnek alınası bir ahlak. Ölüm ve doğumun Allahtan geldiğine iman ettiğimiz gibi hastalığında ondan geldiğini unutmamak. Ve dahi manevi hastalıklarımızın da.

1Esma: El Vehhab. Bu isim“Hiçbir karşılık beklemeksizin kullarına bol bol ihsanda bulunan, her türlü nimeti hibe eden”  anlamına gelir. Dünya düzeninde, insanlar mal verirken bir karşılık beklemeseler bile sevgi beklerler. Verdikleri oranında bir saygı, bir hatır görmek isterler. Bu anlamda sevilmek ve sayılmak için vermeye muhtaçtırlar. Fakat Allah, vermeye muhtaç olan değildir. O’nun izzeti verdiklerinin şöhretiyle kazanılmış bir izzet değildir. Çünkü o El-Aziz olandır, varlığıyla izzetlidir. Kullarına karşılıksız bir şekilde nimetlerini ikram ediyor olması, onlardan sevgi ve saygı beklediği için değil, kudretini göstermek içindir. Tam burada zihin devreye giriyor ve insana şu soruyu soruyor: “O halde Allah neden bizden kulluk istiyor, bu bir karşılık değil midir?”Hayır, kulluk bir karşılık değildir. O da bir hibedir. Çünkü insan, kendisine irade verilen bir varlıktır. Bu irade ekseninde ister kul olur, isterse insan kalır. Yani ister iman etmeyi seçer, hibelerini Allah yolunda kullanır, isterse inkâr etmeyi seçer ve hibelerini dünya hayatının zevki için kullanır. Seçeceği her durumda Allah’ın Vehhab ismiyle karşılaşacaktır. Kabul etse de, etmese de alacağı her nefes, atacağı her adım, yaşayacağı her saniye ona Allah’ın bir hibesi olacaktır. Yani Allah kulluğu bir karşılık olarak görüyor olsaydı, nimetlerini yalnızca iman edenlere verirdi. Fakat görüyoruz ki, farklı dine mensup yüz binlerce insan şu an Allah’ın hibelerini hiçbir karşılık ödemeden kullanabiliyor. O halde biz kullara düşen, önce üzerimizdeki ilahi hibeleri görmek ve onların şükrünü eda etmek, sonra bu dünya hayatı için bize verilmiş olanlardan az ya da çok demeden vermeyi bilmektir. Aynı zamanda verdikçe şükretmek, insanları vermeye teşvik etmek ve verilenler karşında teşekkür beklememektir.

1Alışkanlık: Aşırıya gitme! Sure içerisinde benim ilk dikkatimi çeken uyarı bu idi. Zaten dinimiz genel itibariyle ifrat-tefrit arasında bir denge tutturmayı, itidalli olmayı savunuyor. O halde gösterdiğimiz tepkileri de, söylediğimiz sözleri de, fiili davranışlarımızı da, ahlakımızı da, karakterimizi de orta bir hale yola sokmak durumundayız. Çünkü Kuran’ın nasihatı bu, çünkü Rabbimizin isteği bu.

Hac Suresi’nden Payımıza

1Ayet35. Ayet mealen; “Onlar Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir ve kendilerine isabet eden belalara karşı sabırlı ve namaza da devamlıdırlar. Kendilerine kısmet ettiğimiz şeylerden Allah için harcarlar.” buyurmaktadır. Biz bu ayetten anlıyoruz ki, bunlar bir müminden beklenen tavırlardır. O halde bize ilk düşen görev önce ayeti anlamak, sonra onu ezber ile kalbe ve zihne yerleştirmek, sonra hayatımıza almak ve bunu ahlak edinmek.

1Dua: 35. Bu surede apaçık bir dua ayeti olmadığı için yukarıda öğrendiğimiz ayeti duamıza almak da fayda görüyorum. Ve bir de, arada ezber kolaylığı sağlamak için bazı surelerde böyle aynılıkla yapmak gerektiğine inanıyorum.

1Esma: El Musavvir. Bu isim “tüm mahlûkatın tasarımını benzersiz bir şekilde yapan, onlara kendi isteğine göre şekil ve suret veren” demektir. Bu öyle bir şekil vermektir ki, O’ndan önce kimse bu şekli verememiştir. Çünkü O, yoktan yaratandır.Bizim bu isimden almamız gereken ders, yaratılan her şeyin bir zikir, bir sebep oluşudur.  Çünkü eşya eskir, meyve çürür, yağmur durur, güneş batar. Aslolan bunların arkasındaki sanatkârı görmek ve O’nu tesbih etmektir. Bizden istenen yalnızca  budur.

1Alışkanlık: Dini konuları tartışma meselesi haline getirme! 8.ayette bu konu hakkında tüm insanlık uyarılıyor. Bu sanırım yeni dönemde bir çoğumuzun dikkat etmekte zorlandığı bir ayrıntı. Gerek bizi tartışmanın içine çekenler yüzünden, gerek bizzat kendi başlattıklarımız yüzünden haddimizi aştığımız ve bildiğimizi sandığımız yüzlerce mesele hakkında ahkam kestiğimiz olmuştur. İşte bu Kuran’ın bize yakıştırmadığı bir ahlak. O halde böyle diyalogların arasında kaldığımız an ağırlığımızı koyacağız. Karşımızdakilere “Bunlar İslam’ın gereklilikleridir, bizim tartışma meselelerimiz değillerdir.” Diyerek nokta koyacağız.

Müminun Suresi’nden Payımıza

1Ayet: 55-56. Ayetler mealen; “Sanıyorlar mı ki, kendilerine verdiğimiz mal ve evlat ile, onların iyiliğine koşuyoruz. Hayır onlar farkına varmıyorlar!” Onlar öyle mi zannediyorlar? Öyle mi hesap ediyorlar? Öyle mi umuyorlar ki Biz kendilerine bu dünyada bol bol mallar, mülkler, oğullar, kızlar vermekle, onlara bol bol lütuflarda bulunmakla kendilerine iyiliklerde acele ediyoruz? Öyle mi bekliyorlar? Onlara daha çok mal, daha çok saltanat, daha çok ekonomik güç vermemizin kendileri hakkında hayırlı olduğunu mu düşünüyorlar? Bütün bu kendilerine verilenlerin kendileri için hayır olduğunu mu hesap ediyorlar. Bizim kendilerini çok sevdiğimizi, kendilerine değer verdiğimiz için bunları verdiğimizi mi zannediyorlar? Hayır hayır bu adamlar bilmiyorlar. Bu dünyada geçici olarak kendilerine verilenlerin kendileri hakkında bir hayır sebebi olmadığını, bu verilenlerin kendilerini daha çok saptırdığını, daha şımarık hale getirdiğini bilemiyorlar, anlayamıyorlar da biz Allah’ın sevgili kullarıyız, biz Allah’ın sevgili kulları olduğumuz için bunlar bize veriliyor diyorlar. İşte böyle yanılıyorlar, böyle aldanıyorlar, böyle kanıyorlar, böyle ahreti kaybediyorlar. Üçüncü çoğul şahıs ile başlayan fakat herkesin kendi zihninde birinci tekil şahısa indirmesi gereken bir ayet daha.

1Dua:26. Nuh aleyhisselam’ın duası olarak bildiğimiz bu ayette şöyle buyuruluyor; “Ey Rabbim! Beni yalanlamalarına karşı bana yardım et.” Bu dua Nuh aleyhisselam’ın 950 senelik tebliğisinden sonra tek bir kişinin dahi mümin olmadığı toplumda, son çare olarak Allah’a el açtığı duadır. Ve bu dua ile Nuh aleyhisselam’a bir gemi yapması vahyolunmuş, bir çıkış kapısı açılmıştır.

1Esma: El Bari. Daha önce Hâlık isminin “tasarlamak, ölçmek, biçmek” anlamına geldiğini belirtmiştik. Bâri ismine baktığımızda ise “yarattıklarına farklı ama uyumlu özellikler veren” anlamına geldiğini görüyoruz. Mesela, insanı sistemli bir şekilde yaratması takdir işidir. Bu sistemin içine organları, organların içine dokuları ve dokuların içine de hücreleri koyarak yaratması bir ilim eseridir. Her insanın bu takdir ve tertip ile yaratılması Hâlık ismini gösterir. Bâri ismi ise, takdir edilmiş bu sistem içindeki organlara farklı özellikler verilmesini ve organların bu özellikler çerçevesinde uyumlu bir işleyiş gerçekleştirmesini gösterir.

1Alışkanlık: Boş laflara aldırma! 3.ayette şöyle buyuruluyor; “Onlar beyhude işe, boş lafa bakmazlar.” Demek ki müminlerden beklenen tavırlardan biri de budur. Hatta Kuran’ın bazı ayetlerinde “Onlar selam der geçerler.” tavsiyesi verilir. Demek ki her anlamda kendimizi boş laflardan, kuru gürültülerden uzak tutacağız. Sadece kavga, gürültü olarak almayın bu ayeti. Muhabbetin de, eğlencenin de boşuna aldırmamak, vakti heba etmemek gerek. Velev ki nefise uyuyoruz, bir şekilde o ortamda Allah adı anarak, mümince tavırlarla sergileyerek bir şeyler yapmak gerek. Ufak tefek de olsa, sesi hayra çıkarmak gerek.

Nur Suresi’nden Payımıza

1Ayet: 10. Ayet mealen; “Eğer Allah’ın sizin üzerinize lütuf ve merhameti olmasaydı, bir de O  tövbeleri kabul eden Hikmet sahibi olmasaydı! (Haliniz nice olurdu.)” buyurmaktadır. Bu ayet bana hem merhameti, hem sorumluluklarımı hatırlatıyor. Bu yüzden ezberini elzem görüyorum. Üstelik manasını bilerek ezberlemek, her tekrarda insana yaratılış gayesini hatırlatacak.

1Dua: 24. Sure içerisinde yine direkt olarak ayet bulamayınca şöyle bir göz gezdirirken, kendimi 24.ayetin devamına dua eklerken buldum. Ayet diyor ki; “ O gün elleri dilleri ve ayakları kendi aleyhlerine şahitlik edecek.” Bu yüzden bunu duaya çevirdim ve dedim ki; “Allah’ım ellerimizi ve dillerimizi ve dahi tüm nimetlerini senin yolunda, senin rızanda ve ahrette hayıra şahitlik edecekleri şekilde kullanmayı nasip et.” Amin.

1Esma:  El Mütekebbir. Bu isim Allah’ın azâmeti ve büyüklüğünü ancak kendi zâtına layık görmesi ve her hadisede büyüklüğünü göstermesidir. Yalnız akıl, Allah’ın bu büyüklüğünü anlamaktan acizdir. O’nu dünyada en çok anlayacağını düşündüğümüz Efendimiz, bu konuda şöyle buyurmuştur: “Ey gözlerin zâtını idrak edemediği! Ey vasfedenlerin kendini hakkıyla vasfedemediği! Ey akıl ve anlayışın zâtını kavrayamadığı! Ey azâmet ve Kibriyâ örtüsü olan!”Demek ki gerçekten akıl, Allah’ın zâtını anlatmaktan acizdir. Bizim yaptığımız ise, O’nun için kurulabilecek en uygun cümleleri bir araya getirip, O’nu tanımaya çalışmak ve O’nu tanıyarak kendi küçüklüğümüzün farkına varmaktır. Yine de bilmemiz gerekir ki, bu büyüklükle alakalı kuracağımız tüm cümleler, O’nun büyüklüğü içerisinde küçücük kalacaktır. O halde Allah Mütekebbir’dir derken, O’nun her şey ve her olayda büyüklüğünü gösteren olduğunu ve aynı zamanda bu büyüklüğün hakkını yalnızca O’nun verebileceğini unutmamamız gerekir.

1Alışkanlık: Kötü sözlerden uzak dur! 19.ayette “Edepsiz sözler” olarak çevirilen bu durumun sonucu, acıklı bir azap olarak bitirilmiş. Şimdilerde ağzı küfürlü, dili espiriden de olsa iğrençliklerin kaynağı olan müminlerimizin tekrardan hatırlaması gereken bir ayet.

Furkan Suresi’nden Payımıza

1Ayet: 77. Ayet mealen; “ Duanız olmasa Rabbim size ne diye değer versin.” Buyuruyor. Bu ayet bize daima dua halinde olmamız gerektiğini hatırlatmalı. Rabbimizin bize değer verme sebebi apaçık bir şekilde bu olarak belirtiliyorsa, bu sebep üzerine yoğunlaşıp, bu hal üzere yaşamalı. Mutsuzken olduğu kadar mutluyken de, kötü şeylerde olduğu kadar iyi şeylerde de, sıkıştığımızda istediğimiz kadar ferahlıktayken de duaya sarılmayı bilmek zorundayız.

1Dua: 74. Müminlerin duası olarak öğrendiğimiz bu ayet mealen şöyle buyuruyor;  “Rabbimiz, bize eşlerimizden ve soyumuzdan, gözün aydınlığı olacak (çocuklar) armağan et ve bizi takva sahiplerine önder kıl” Bu dua bekar ve evli tüm müminlerin duasına katması ve neslinin kurtuluşu için daima dilinde bulundurması gereken dualardan biridir. Ki zaten müminlerin duası olarak geçiyor olması, müminlerin bu duayı etmesinin beklendiğinin belirtisidir.

1Esma: El Müheymin. Bir şeyin Müheymin olması için şu üç özelliği bünyesinde barındırması gerekir; gözetlemek, gözetlediğini korumak, koruduğuna şahitlik etmekKulun Müheymin olması, nefsini kontrolu altında tutması ile olur. Onu gözetmesi, koruması altında tutması, ona güç yetirmesi ve iradesi dahilinde onu aciz bırakması ile olur. Sonra kalp var mesela. Kişinin kalbini de koruyup gözetmesi ve onu dünyalıklarla meşgul etmemesi, kalbini iman ile doldurması da bu ismi insanlardaki tecellileri arasında sayılabilir. Aynı zamanda, bu ismin tecelli etmiş olduğu insanlar, amellerinde bir yanlışlık olmasından korkar, eksiklerini sürekli tamamlamak için uğraşır ve rızık konusunda asla Allah hakkında endişeye düşmezler. Dünya zordur ve sıkıntı doludur, bilirler fakat böyle yüce bir Allah’ın kontrolu altında yaşarken dünyanın derdi altında yıkılmaktan imtina ederler. Güvenerek ayakta durup, inanarak mücadele eder ve sabırla imtihanlarını vermeyi beklerler. Beklerler ki, Müheymin olan Allah planını ortaya çıkarsın. Hem bu tip durumlarda ne diyorduk; “Acele etmek yok. Her şey Allah’ın kontrolünde. Hayırdır, şerdir orasını Allah bilir.

1Alışkanlık: Kuran’ı terk etme! İşte bu ayetin üstüne sayfalarca yazsam yine de içimdeki bir nebze bile anlatamam size. Tek bildiğim bu kavim müşrik bir kavim değil, bu kavim inkar eden bir kavim değil, bu kavim efendimizin kabullendiği bir kavim, belki ümmetinden, belki ailesi ümmetten olanlardan. Yani bu kavim müslümanlardan olabilir ve biz onlardan olabiliriz. Sahi onlardan olmamak için çalışıyor muyuz? Olmamak için ne yapıyoruz? Sadece cumadan cumaya, cüz dağıtımından ya da Yasin dağıtımından dağıtımına elimize aldığımız bir kitap olmamalı Kuran. Daima elimizde, dilimizde olmalı ki gönlümüzde de olsun. Gönlümüzde olmalı ki, ahretimizde de olsun.

Şuara Suresi’nden Payımıza

1Ayet: 88-89. Ayet mealen; “O gün ne mal fayda verir, ne oğullar. Ancak temiz kalp ile gelen başka.” Buyuruyor. Yine aklımızın bir köşesine değil en görülen yerine koymalık ayetlerden biri. Ama öyle lafın gelişi değil, sahiden önümüzde duracak bu ayet. Bir fesatlık geçtiği an içinden hatırlayacaksın. Bir intikam planı düştü mü aklına, hatırlayacaksın. Bir kötülük geldi mi diline, hatırlayacaksın. Bir kavga geçiyorsa kafandan, hatırlayacaksın. Bunları değil amele dökmek, kalbine dahi girmeden yutup Allah’a havale etmeyi öğreneceksin. Çünkü neden? Çünkü temiz kalp fayda veriyor, yalnızca temiz kalp.

1Dua: 85-87. İbrahim aleyhisselamın en güzel dualarından biriyle karşı karşıyayız. Duaların geçtiği kısım bir miktar daha uzun siz isterseniz mealden tekrar bakın. Ama ben dualarımız yeterince biriktiği için sadece bu iki ayeti birleştirdim. Ve yeni duamız şöyle oldu; “Ey Rabbim beni Naim cennetinin varislerinden eyle. Diriliş günü beni utadırma.

1Esma: Es Selam. Bu isim “yarattıklarına esenlik veren, ayıplardan arınmış, cennettekilere selam eden” demektir. Yani gerek dünya hayatında, gerek ahiret hayatında mutlu ve huzurlu olmak istiyorsak sırtımızı katiyyen Allah’a dönmeyeceğiz. Aksine Allah’ın Selâm ismini zikrederek, O’na ve O’ndan gelecek her türlü ferahlığa, güzelliğe, huzura ve mutluluğa mazhar olmaya çalışacağız.

1Alışkanlık: Adaletten şaşma! Sure içerisinde hesaplarda yaptıkları adaletsizlikleriyle bilinen Eyke halkından bahsedilirken müthiş dehşetli ayetler görüyoruz. Bu her ne kadar o kavmi hedef alıyor olsa da, Kuran’ın ve hadislerin ciddiyetle yasakladığı maddelerden biri. Elbette bizler, insanların hakkına girmemeye ve onlara karşı hesaplarımızı olabildiğince adil şekilde halletmeye gayret ediyoruz. Fakat bu adalet, İslam’ın adaleti mi? Bizim adalet anlayışımız, bizim hak bölüştürmemiz, bizim kendi payımıza düşen ile karşımızdakinin payına düşene bakış açımız İslam ile eş mi? Bu yüzden tartı ölçü ve hak işlerinde, olabildiğince hassas, olabildiğince ölçülü olmak da fayda var. İşin içinden çıkamıyorsanız da, kaybeden olun, zarara uğrayan olun, hakkı yenen olun. Yeter ki bu ayetlerin muhatabı olmayın.

Neml Suresi’nden Payımıza

1Ayet: 93. Ayet mealen; “Hamdolsun Allah’a! O size ayetlerini gösterecek de siz tanıyacaksınız. Rabbin ne yapacağınızdan habersiz değildir.” Yine çok sevdiklerimden bir ayeti, ezber ayeti olarak seçmiş bulunuyorum. Sebebi hiç şüphesiz, Rabbin bizi muhatap alıp bu ayetleri bize ulaştırmış olması. Vahyetmesi, tebliğ ettirtmesi, yazdırması, koruması, ulaştırması. Ve vahyettiği peygamberin yaşamından yüzyıllar önce yaşamış olan Peygamberlerin dahi dualarını, ahlaklarını bize tanıtması. Bu müthiş bir güzellik, insanın sahip olduğu en güzel değer.

1Dua: 19. Süleyman aleyhisselam’ın duası olarak bildiğimiz bu ayette şöyle buyuruluyor; “Rabbim, bana, anne ve babama verdiğin nimete şükretmemi ve hoşnut olacağın salih bir amelde bulunmamı ilham et ve beni rahmetinle salih kulların arasına kat.”

1Esma: El Muizz. Bu isim “Aziz ve şerefli kılan, yükselten” anlamına gelir. İzzet, büyüklük ve yücelik anlamı taşıyan değerli bir kelimedir. Fakat ne zaman, insan bunu kendi için kullanmaya başlar, o zaman devreye kibir girer ve bu kelime değerini yitirir. İzzeti, kibirden ayıran şey, kişinin her iyi halini, her başarılı hamlesini, her yükselişini, kısaca şöhret ve şerefini Allah’tan bilmesidir. Bu durumları, kendisinden, çevresinden, zekâsından, zenginliğinden, imkânlarından bilen insanlar, fark etmeden kibir yanılgısına düşmüşlerdir. Bu hataya düşmemek ve nefse hizmet etmemek adına her insanın, dinini iyice öğrenmesi ve imanını her fırsatta tazelemesi gerekir. Çünkü izzet ve şerefin kaynağı İslamiyet’tir, imandır.

1Alışkanlık: Az ameli çok sanma! 4.ayette ahrette inanmayanların durumundan bahsederken “Onlar yaptıklarını süslü görürler” buyuruluyor. Bu ne yazık ki biz müminlerde de fazlasıyla görmeye başladığımız bir özellik. Bir namazı olan da, bir Kuran’ı olan da, bir başını kapatan da kendini çok mümin görüp, cenneti garantilemiş gibi yaşamaya başlıyor. Oysa din ayrılmaz bir bütündür, bir ucundan tutup peşine takılacağınız bir lunapark oyuncağı değil. Bunların her biri, dine giriş sebebiniz olabilir ama tek birinde kalırsanız kendinize ziyan edersiniz. Yine de amellerin ve mükafatların bileni Allahtır. Bize düşen, kendimizi her an “daha fazla ne yapabilirim?” diye düşünerek hayırda koşturmaktır.

Kassas Suresi’nden Payımıza

1Ayet: 24. Ayetin; “Rabbim! Doğrusu bana indireceğin her hayra muhtacım” kısmını ezberimize katmak, başımıza gelen her olay karşısında teslimiyetle ve sabırla tevekkül göstermemizi kolaylaştıracaktır.

1Dua: 16. Ayet mealen; “Rabbim! Doğrusu kendimi ziyana uğrattım. Beni bağışla!” dedi; Allah da, onu bağışladı. Çünkü, çok bağışlayıcı, çok merhamet edici olan ancak O’dur.” Buyuruyor. Ve bu ayet bize diğerleri gibi tövbeyi öğretiyor. Ve tövbe şüphesiz, duanın en üst makamı.

1Esma: Es Semi. Bu isim “Gizli ve aşikâre her şeyi, aynı anda, aynı derecede işiten” anlamına gelir. Allah’ın her şeyi, her durumda işittiğine inanmak imandandır. Şayet yüreğinizde sakladığınız sıkıntılarınızı, içten içe kurduğunuz planlarınızı, canınızı acıtan sessizliklerinizi, başkalarına zararı dokunacak düşüncelerinizi Rabbinizin duymadığını düşünüyor yahut duymuyormuş gibi umursamaz ve umutsuz yaşıyorsanız o zaman imanı tazelemek vakti geldi demektir.

1Alışkanlık: 76. Böbürlenme!  Bu ayetin çevirisinde kimi mealler “Şımarma!” der, kimi mealler “Övünme!”, kimi mealler “böbürlenme!”. Sanırım en kapsamlısı böbürlenme olduğu için, alışkanlık olarak da onu seçtim. Sanmayın ki, bu nimetler, bu el, bu zeka sizin. Sanmayın ki, hep sizinle kalacak. Ve velev ki sanmıyorsunuz, böyle olduğunu biliyorsunuz, o halde neden hiç bitmeyecekmiş,hiç ölmeyecekmiş gibi şımarık yaşıyorsunuz?

Ankebut Suresi’nden Payımıza

1Ayet: 64. Yine çerçeveletip asılması gerekenlerden bir ayet ezberi daha; “Bu dünya hayatı ancak bir eğlence ve oyundan ibarettir. Ahiret yurduna gelince, işte gerçek hayat odur. Keşke bilselerdi!”

1Dua: 30. Lut aleyhisselamın duası olduğunu bildiğimiz bu ayet; “Ey Rabbim! Şu bozguncu kavme karşı bana yardım et” buyuruyor. Onun karşısında azgın bir kavim vardı ise, bizim de karşımıza türlü türlü zorba, anlayışsız hatta belki dinsiz insan cıkıyor. Onlarla mücadele ederken sığınılacak dua da, işte apaçık Kuran’da bulunuyor.

1Esma: El Kahhar. Bu isim Kudreti karşısında her şeyi aciz bırakan, düşmanlarını kahrederek zelil ve perişan hale getiren, mutlak galibiyet ve hâkimiyet sahibi anlamına gelir. Bilinmelidir ki Kahhar olan Allah, kulun düşmanı yahut rakibi değildir. Onunla olan mücadelesi, galibiyet kazanmak için yahut onu perişan etmek için de değildir. Rabbimizin bu isimdeki tecellisi ise; mahlûkata Allah’ın üstünlüğüne iman etmeyi ve yalnızca O’na güvenip dayanmayı, düşmanlık edenlere tek galibin kendisi olacağını, dost olanlara kahrından lütfuna sığınmayı, kullarına ise kahrıyla muamele edeceği davranışlardan sakınmayı öğretmektedir. Yani Kahhar olan Allah, aslında kulunun terbiye edeni, yol göstereni ve boyun eğdirip doğru yola getirenidir.

1Alışkanlık: Aklını Kullan! 35.ayette “Aklını kullanacak kavimler için apaçık deliller bıraktık.” Buyuruyor. Geçmiş kavimlerin de insan olması ve onların olaylarını bilme sebebimizin ders almak olması sanırım bu ayetin muhatabı olduğumuzu düşünmek için yeter. Aklınızı kullanın arkadaşlar. Bu da bir Kuran emri.

Rum Suresi’nden Payımıza

1Ayet: 60. Ayet mealen; “Şimdi sen sabret. Çünkü Allah’ın vaadi mutlaka haktır. Sakın imanı sağlam olmayanlar seni hafifliğe sevketmesinler.” Buyuruyor.

1Dua: 15. Sure içerisinde apaçık bir dua ayeti yok ama okuduğumuzda hepimizin gönülden amin diyeceği bir ayet var; “Şimdi iman edip salih ameller yapmış olanlara gelince, onlar bir bahçe içinde neşelenirler.”

1Esma: Er Rezzak. Er Rezzak. Bu isim “Maddî ve manevî her türlü rızkı, tüm yarattıklarına dağıtan” demektir. İnsan, öncelikle Rabbinin Rezzak olduğunu bilmeli ve buna inandığını gösteren bir tavır üzere yaşamalıdır. Unutmamalıdır ki, kendisine verilen ve verilecek olan rızıklar yaratılmadan önce en ince ayrıntısıyla belirlenmiştir. Hiçbir güç, Allah istemedikçe belirlenen bu rızkın önüne geçemez ve ona engel olamaz. Aynı şekilde, belirlenen rızkın fazlasını da sağlayamaz. Ama Allah kulun nasibi olan bu rızıkları kâinata yerleştirirken, onları iki şeye bağlı kılmıştır. Birincisi; İnsanın kendi çabasına, yani insanların kendi rızıklarını dünya üzerinde aramaları gerekmektedir. Gayretlerin sonucunda bulacağı nimetler ise, ancak yaratılırken belirlenen ölçüdedir. Unutmamak lazım ki, rızık bahsi kader konusu ile ilgilidir. “Madem kaderimde belirlenenden fazlasına mazhar olamayacağım, o halde gayret göstermeyeyim” düşüncesi şeytandandır. Zira Mülk Suresi 15.ayette “Haydi arzın üzerinde yürüyün de, rızıklardan faydalanın” buyurulmaktadır.

1Alışkanlık: Yaşadıklarından ders al! 9.ayette insanların yaşadıklarından ve yaşanılanlardan hiç ders almamasından dem vurulurken sure içerisinde genel olarak bu tarz insanların ziyanda oldukları vurgulanır. O halde bize düşen yaşadıklarımızdan ders almaktır.

Lokman Suresi’nden Payımıza

1Ayet: 33. Ayet mealen; Ey insanlar! Rabbinizden sakının ve bir günden korkun ki, baba çocuğuna hiçbir fayda veremez. Çocuk da babasına hiçbir şeyle fayda sağlayacak değildir. Şüphesiz Allah’ın vaadi gerçektir. O halde dünya hayatı sizi aldatmasın, sakın o çok aldatıcı şeytan sizi Allah’ın affına güvendirerek aldatmasın.” Buyuruyor. Ezberlemesi bir miktar zor olsa da, bir şekilde aklımızın bir köşesine bu ayeti yazmamız gerek.

1Dua: 22. Sure içerisinde apaçık bir dua ayeti olmadığı için bu ayeti dua olarak aldık. Mealen şöyle buyuruluyor; Oysa her kim iyilik yaparak yüzünü tertemiz Allah’a tutarsa, o gerçekten en sağlam kulpa yapışmıştır. Öyle ya bütün işlerin sonu Allah’a dayanır.

1Esma: Eş-Şekûr; “Az amele çok nimetle karşılık veren” demektir. Rabbimiz bizden ameli bir şükür istiyor. Ve âlimler “Her nimetin şükrü kendi cinsinden olur.” diyerek bizlere küçük bir yol gösteriyor. Yukarıdaki ayetlerde görüyoruz ki, Lokman (aleyhisselam) çocuğunun şükrünü ona Rabbini öğreterek yerine getirdi. Demek ki, insanlar kendilerine verilen evlada şükretmek istiyorlarsa, onlara doğruyu öğretecek ve onları İslam yolunda eğitecek. Şükredilmesi gereken bir evlat değil mal mülk ise, doğru yolda, Allah rızası gözeterek harcanacak. Yahut şükredilmesi gereken şey diğer dünyalık nimetlerin varlığı ise, onlarda doğruya ulaşmak için bir aracı olarak kullanılacak. Ancak bu şekilde, gerçek bir şükrü yerine getirmiş oluruz.

1Alışkanlık: Lokman aleyhisselamın öğütleri. “Yavrucuğum! Haberin olsun ki, yaptığın bir hardal tanesi ağırlığınca olsa da, bir kaya içinde veya göklerde, yahut yerin dibinde gizlense, Allah onu getirir, mizanına kor. Çünkü Allah en ince şeyleri bilir, her şeyden haberdardır Yavrucuğum! Namazı kıl, iyiliği emret, kötülükten sakındır. Başına gelenlere sabret, çünkü bunlar, azmi gerektiren işlerdendir. Hem insanlara karşı avurdunu şişirme (kibirlenme) ve yeryüzünde çalımla yürüme. Çünkü Allah övünen ve kuruntu edenlerin hiçbirini sevmez. Yürüyüşünde tabii ol, sesini alçalt, çünkü seslerin en çirkini elbette eşeklerin sesidir.”

Secde Suresi’nden Payımıza

1Ayet: 19. Ayet mealen; “İman edip de salih amelleri işleyen kimselerin, yaptıklarına karşılık bir konukluk (ağırlanma) olarak me’vâ (barınak) cennetleri vardır.” buyuruyor.

1Dua: 16. Sure içerisinde apaçık bir dua ayeti olmadığı için bu ayeti duamıza alalım istiyorum; “Korku ve ümid içinde Rablerine dua ederler ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan hayıra sarfederler.”

1Esma: El-Aliyy, “Yüceliğinin eşi, benzeri ve dengi olmayan, her şeyden yüce” demektir. Rabbimiz A’lâ Sûresi’nin ilk ayetinde  “A’lâ olan Rabbinin ismini tesbih et!” diyerek bu ismi tesbih etmeyi bizlere emretmiştir. Bu, O’na karşı şükran görevine davettir. Bu arada A’lâ ismi ile Aliyy ismi aynı kökten geldikleri için aralarında bir fark görülmemiştir, bazı kaynaklar El-A’lâ ismiyle “Her şeyden yüce” anlamını vermeyi uygun görürken, bazıları da bu anlamı El-Aliyy ismiyle vermektedir. Bizler, Kur’an’da iki türlü de kullanıldığı için, ikisini de kabul edelim inşaallah. Her neyse, dedik ki A’lâ ismini zikretmek Kur’an’da verilen emirlerden biridir. Ve ne yazık ki, birçoğumuz belki de bunu yeni öğreniyoruz. Fakat âlemlere rahmet Efendimiz’in (s.a.v.) izinde bir ömür sürmek bizi her zaman Rabbimize daha çok yakınlaştırdığı gibi bu olayda da bizi bir güzelliğin ortasına çekmiş oluyor. Fark etmeden de olsa, her gün kıldığımız beş vakit namaz, sünnete riayet ettiğimiz her secdede “Subhane rabbiyel A’lâ” diyerek bu emri yerine getirmiş oluyoruz. Ve secdedeyken, dünyadaki en aciz hallerimizden birini yaşıyoruz. Tüm varlıklardan daha aşağı bir seviyede, yerlerde bulunuyoruz. Fakat aynı zamanda biliyoruz ki, dünyada fiilî olarak en alçak görünen bu hal, Allah katında kulun bulunduğu en yüksek makamlardan biridir. Ve o makamı “Subhane rabbiyel A’lâ” zikriyle süsleyen her kul, Allah katında daha da yücelecektir. Bu Allah’ın A’lâ Sûresi’ndeki vaadidir. Çünkü bir kul, O’nu ne kadar anarsa o kadar yücelir

1Alışkanlık: Müminliğinin farkı olsun! 18.ayette “Kafir ile mümin bir olur mu?” diye soruyor. Fakat günümüzde bizim tavırlarımızın ne gibi farkı var, ayırt etmek cok zor. Şeklen yahut amel yönüyle farklılıklar göstersek de, günden güne benzeyişlerimizi de inkar edemeyiz herhalde.

Ahzab Suresi’nden Payımıza

1Ayet: 3. Ayet mealen  “Allah’a güven, vekil olarak Allah yeter.” Buyuruyor. Tesbih gibi, zikir gibi, kolaylıkla dilimizde taşıyabileceğimiz bir ayet.

1Dua: 70-71. Sure içerisinde apaçık bir dua ayeti olmadığı için bu iki ayeti duaya çevirebiliriz; Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve sağlam söz söyleyin. Ki Allah işlerinizi yoluna koysun ve günahlarınızı bağışlasın. Her kim Allah’a ve Resulü’ne itaat ederse, o gerçekten büyük murada ermiştir.

1Esma: El Ğaffar. Bu isim “kirlenmekten korunmak maksadıyla bir şeyin üstünü örtmek” anlamına gelen, Ğafr kelimesinden gelmiştir. Buradan yola çıkarak anlıyoruz ki Ğaffar olan Allah, kulunu korumak için hatasını ve ayıbını örtendir. Aynı zamanda, daima bağışlayan ve bağışlamaktan usanmayandır.  Bununla alakalı olarak İmam Gazâlî Hazretleri, Ğaffar ismine, “tekrar tekrar affeden” mânâsı verdiğini de bilmekte fayda var. O halde Ğaffar, kaç defa bağışladığına bakmadan affedendir. Bin defa tövbe etsen, bin defa affedecek olan demektir.

1Alışkanlık: Eşe karşı hürmet! Sure zaten baştan sonra peygamberlerin hanımlarına düşen görevleri sayarken, mümin hanımlara da buradan pay düşürüyor. Ve genel olarak bakıldığında ilk kural şüphesiz “hürmet” Ana babaya hürmet eder gibi hürmet, evlada merhamet eder gibi hürmet, misafire ikram eder gibi hürmet, bir büyüğe saygı gösterir gibi hürmet.

Sebe Suresi’nden Payımıza

1Ayet: 1. Ayet mealen; Hamd, o Allah’ındır ki göklerde ne var, yerde ne varsa hep O’nundur. Ahirette de hamd O’nundur. O hüküm ve himet sahibidir, herşeyden haberdardır. Buyuruyor. Meali uzun gözükse de, Arapçası hayli akıcı. Ezberlemesi de bir o kadar kolay

1Dua: 37. Yine bir ayeti duaya çeviriyoruz; “Sizi huzurumuza yaklaştıracak olan, mallarınız ve evlatlarınız değildir. Ancak iman edip de salih amel işleyenlere gelince, işte onların amellerine karşı kendilerine kat kat mükafat vardır. Onlar cennet köşklerinde emniyet içindedirler.

1Esma: El-Azîm. Bu isim “İnsan aklının kavrayamayacağı şekilde büyük olan. Zatında ve sıfatlarında azametli, bütün büyüklerin sahibi, büyüklüğünün eşi ve dengi olmayan.” demektir. Allah’ın büyüklüğü, bizim dünya algılarımız ve büyüklük sınırlarımız dışında kalır. Bu noktada insan aklı, O’nu anlamakta aciz kalacağı için, insana düşen O’nu anlamaya çalışmak değil her fırsatta O’nu yücelterek, O’ndan gereği gibi korkmak ve O’na layık bir kul olabilmek gayretiyle yaşamaktır.

1Alışkanlık: Erteleme! Hiçbir şeyi vaktim var düşünerek erteleme. Özellikle ibadetlerini, sonra hayır işlerini, sonra iyiliklerini, sonra görevlerini. Çünkü ölüm her an, her an başımızda.

Meal Programı ilerledikçe bu yazı tamamlanacaktır. 


  1. Pinar

    Allah sizden razı olsun.çok ama çok güzel bir çalışma olmuş. Emeginize yureginize sağlık.

    10 Şubat

  2. Rezzan Temur

    Allah(c.c) razı olsun çalışma Harika ne diyeyim ?
    İnstagram hesabınız kapandı mı ? Bilgilendirici oluyordu orası da

    16 Şubat

  3. kübra

    Gönül Hanım Allah razı olsun emeğinize sağlık! yanlız instagram hesabınız neden kapandı 🙁

    17 Şubat

  4. ceyda

    Sizi instagramda goremeyinceki korkum ve huznum 🙁 hayr olsun insallah..

    17 Şubat

  5. Elif bereket

    Gönül hanım instagramda neden yoksunuz artık

    17 Şubat

  6. Allah razı olsun Gönül… Ne hoş çalışma olmuş.

    19 Şubat

  7. ayse

    çok güzel bir seri…ilerledikçe defterime yazıyorummm..bir şşey soracağım.esmaül hüsna ile ilgili you tube de ders önermiştiniz ismini hatrlayamadım tekrar söyleyebilir msnz acaba..sevgi ile….

    20 Şubat

  8. MÜGE YELMEN

    çok güzel yazıyor ve anlatıyorsunuz ALLAH sizden razı olsun .En kısa zamanda instagrama dönmeniz dilğiyle sizi seviyorum …

    21 Şubat

  9. Aysr

    Bu seriye ara mi verdnzzz

    21 Mart

  10. eilifsinem

    bence tamamlanınca elimize şöyle dokunup hissedebileceğimiz bir kitap halinde ulaşmalı bu seri allah razı olsun

    21 Mart

  11. Rezzan temur

    Surelerden payımıza bölümünde uzun zamandır devam olmuyor iyimisiniz merakla bekliyoruz sizi sık Boğaz etmek istemiyorum kusura bakmayın Allah’a emanet olun

    21 Mart

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

INSTAGRAM AKIŞI

Instagram'da Takip Edin