close
Kur’an Serüveni-1 / Kuranla ilk tanışma
#AnıKutusu - #öneçıkanlar - #sohbetnotları

Kur’an Serüveni-1 / Kuranla ilk tanışma

 

Kaç yaşında Kuran öğrendin sorusuna cevabı olmayanlardanım ben. Doğduğumda biliyor olabilir miydim acaba diye düşünmüyor da değilim açıkçası. Anneme soracak olursak 5 yaşında başlamış o bize öğretmeye, babama soracak olursak okula başladıktan sonra her yaz tatilinde gide gide öğrendiniz işte diyor. Zihnim hem annemi hem babamı doğruluyor. Çünkü çok küçükken annemin bana mutfakta yemek yaparken harfleri ses verdiğini hatırlıyorum. Ve yine yaz tatili adı verilen zamanları hiç tatil yaparak geçirmediğimizi de hatırlıyorum. Ben cami çocuklarından değilim malesef, bizim buradaki camiler cüzü öğretip evlere gönderiyor diye annem bizi hep daha kapsamlı yerlere gönderirdi. Şimdi bana sorsalar 7 yaşında bir çocuğun küçük sureleri öğrenmesi ve cüzü bitirmesi yeter diyebilirim ama bizde durum pek öyle işlemedi. Kardeşim de benimle birlikte olduğu için her yaz gitmek artık şikayet edilir bir durum değildi. Önceleri sabah 9 akşam 4 olarak gittiğimiz kurslar yaş ilerledikçe kendini yatılıya bırakmıştı. Ve ilk yatılı kuran kursu maceramı çok bilindik bir cemaatin kurslarından birinde yaşadım. 9 yaşımda kalmaya gittiğim kursta, mutfağın pis oluşundan ötürü yemek yiyemediğim için ağlayarak kaçtığımı hatırlıyorum. Aynı hafta içinde bana başka bir kurs bularak ısrarcı olduğunu gösteren annemin yeni bulduğu yer ise daha temiz daha güzel bir yer olmasına rağmen oradan da Kunut dualarını kabul etmeyen hocam yüzünden kaçmıştım. Düşünsenize karşısında Yasin Tebarek ne varsa okuyorum ama Kunut dualarında mahreçlerimi kabul etmediği için 2 gün boyunca beni geçirmiyor? Çıldırırsınız. Çıldırdım da. Oradan kaçamayacağımı biliyordum bu yüzden haftasonunu bekledim. Cuma geldiğinde eve giderken kesinlikle dönme niyetim yoktu. Tabi bunu henüz sadece ben biliyordum! 😀

Eve geldiğimde anneme binbir tane bahane bulsam da annem gayet ısrarcıydı. Ben de gece gündüz dua etmeye başlamıştım. Ve o gece kendime bir dua çeşidi icat etmiştim. Hani çocuk aklıyla 40 kere söylersen olur mantığı yaşadığımız dönemler var ya, heh işte ben de o yaşlardayım tabi. Bir şeye sinirlenirsem kırk kere söylüyorum, arkadaşlarıma kırk kere gıcıksın gıcıksın gıcıksın diye bağırıyorum falan. O gün de yatarken kırk kere ‘’Allahım ne olur annem beni kurstan alsın’’ demeye başladım. Derken de içimden bir ses dedi ki, bak sen şuan bunu söylersen Allah kabul etmez, sen bunun yerine Allahın kabul edeceği bir dua bul. Ben de içimden gelen sesi dinleyip dua düşünmeye başladım derken öylece uyuyakalmıştım. Tabi bir haftalık alışkanlığın etkisiyle sabah ezanı allahuekber der demez ben ayağa dikildim ve kursta olmadığımı hatırlayıp geri yatmaya hazırlandım. Sonra içimden o ses yine dile gelip dedi ki, bak duaların en kabul olduğu saat bu saat, kalk namazını kılıp kırk kere şu cümleyi söyle ‘’ Allahım bana Kuran okumayı seveceğim bir kurs nasip et’’. Niye gülüyorsunuz ya? O zaman da zeki, çevik ve ahlaklı bir talebeymişim işte. İçimden gelen ses taaa o zamanlardan başlamış beni yönetmeye 😀 Her neyse, iç sese uydum ve namazımı kılıp duamı 40 kere secdede söyledim. Size bir sırrımı da vermiş oldum. Şu yaşa geldim, 40 kere söylersen olur klişesine kesinlikle inanmayacak bir zekaya da sahibim ama ne zaman bir dua etmek istesem, kendimi sabah namazı sonrasında onu kırk defa söylerken buluyorum. Bu biraz Musa As ile Çoban’ın hikayesine benzedi. Siz biliyor musunuz sahi onu? Durun onu anlatıp öyle devam edeyim.

Musa as bir gün gezinirken bir sürüye rastlamış. Sürünün çobanı da koyunlarını temizleyip onları tarayıp yorgun argın dinlenmeye oturduğu yerde Allaha dua ediyormuş. Onun ağacın altında kendi kendine konuştuğunu gören Musa as yaklaşıp ne söylediğini duymak istemiş. Çoban bu sırada ‘’ Ey benim güzel Allah’ım! Ne olurdu şimdi yanımda olsaydın. Şu koyuncuktan taze taze süt sağıp, sana içirseydim! Şu gölgecikte kucağıma yatırsam, seni dinlendirseydim! Bitlerini ayıklasaydım! Saçlarını tarasaydım!’’ diyormuş. Bu sözleri duyan Musa as çok sinirlenmiş ve çobana ‘’ Behey gafil!  Sen nasıl olur da âlemlerin Rabbı olan her şeyden yüce, münezzeh, azametli Allah’ı, alıp süt içirip, hele hele kucağına yatırıp, üstelik bir de bitlerini ayıklarsın!  Bilmez misin,  Allah için böyle şeyler söylenmez!’ diye kızmış. Duydukları karşısında şaşıran çoban çok üzülmüş, cahilliğinin farkındaymış ama böyle yapmak da onu mutlu ediyormuş. Eli ayağına dolaştığı halde korkarak konuşmuş ‘’Ben bir garip çobanım, benim sadece Allah’ım var. Onunla konuşur, onunla kalkarım, onunla yer, onunla yatarım, tek dostum tek dertleştiğim odur. Daha evvel duymuştum ki, Allah hep bizimleymiş. Ben de benimle diye dost bildim böyle konuştum. Bir daha asla söylemem bu söylediklerimi.’’  Bunları duyan Musa as, çobana Allah’ın rızasını kazanabileceği sahih yolları öğretmiş ve daha sonra yoluna devam etmiş.  Tam o sırada Rabbi Musa’ya vahiy göndermiş ve  ‘’Ey Musa, tüm varlığıyla bana yönelmiş, benden başka düşüncesi olmayan dostumu benden uzaklaştırdın! Aramıza büyük duvarlar ördün!  Hemen o ördüğün uzaklık duvarını yık, ve bizi birleştir! Bana böyle kullarım da gerek! ‘’ diyerek uyarmış. Duydukları karşısında ne yapacağını bilmeyen Musa, hemen çobanın yanına koşarak demiş ki; ‘’ Sen bırak benim dediklerimi, yine bildiğin gibi, içinden geldiği gibi yönel O’na. Yine konuş onunla. Yemin ediyorum ki O seninle. Hatta sana senden bile yakın! Sen yine bildiğin gibi sev onu, bildiğin gibi öv ve bildiğin gibi hamd et ona’’

Bu hikayeyi neden anlattım bilmiyorum, sadece bu yazıdan sonra bana gelip 40 bidattır muhabbeti yapacak ablaların yolunu kesmek istedim. Bu konuda kibir gösterilmez amma elimden geldiğince araştırıp öğrendiğimi bilin isterim. Her neyse devam ediyorum. Sabah namazından sonra ettiğim bu duanın üstüne sabah büyük bir keyifle uyandım. Aklımdan da “ben namaza kalktım, kırk kere söyledim, amin dedim, e ben çocuğum dualarım kabul olur” düşüncesi geçiyor falan. O keyifle güzel bir kahvaltı sofrasına oturdum ve annem o sihirli kelimeleri söyledi ‘’Hadi hadi güzelce yap kahvaltını yarın Kursta böyle bol çeşit bulamazsın’’  Ne! Kurs mu? Ama ben dua etmiştim? Ama nasıl ya? Ooooof! Tüm hayal kırıklarımı çayıma katıp içtim. Galiba o günden sonra çayı sevmemeye başladım. Hala da sevmiyorum zaten. Neyse dağıtmadan devam ediyorum. Öğlen olduğunda, kurs ihtiyaclarını almaya cıkalım diye kaldırdı beni televizyon başından. Sanki bir kabusta gibiydim. Neden dualarım kabul olmuyordu hiçbir fikrim yoktu. Öyle böyle düştük yola, bone, kalem, çorap, meal derken markete girdik. Orada annemin bir arkadaşıyla ve kızıyla karşılaştık.  Ve kızla iki dakikada yaptığımız fiskos sonucunda çok eğlenceli bir kursa gittiği bilgisine erişip anında anneme yapıştım. Anne ben de Elifle gidicemmmmmm!! Arkadaşlar hikayenin devamını merak etmenize gerek yok, tabi ki annemi ikna ettim 😀 Gittiğim kursu gerçekten çok sevdim, hele ki hocalarım dünya tatlısıydı, Maltepe’de Mahmut Efendi Hazretlerine bağlı bir kurstu. Biraz katıydı falan ama yaz talebesi olmak tabi ki bir başka güzel olduğu için bir baya rahattık. Derste, yemekhanede, teneffüste hatta yatakhanede bile zevkle kuran okuyorduk. Çünkü ben bir sabah dua etmiştim ve Kuran okumayı seveceğim bir kurs istemiştim. Ve Rabbim de çok şükür bana bunu 9 yaşımda nasip etmişti. O günden sonra Kuran okumak benim için namazdan çok daha önemli olmuştu. Çünkü sanki o bana özeldi. Ama tabi ki duam da namazım sayesinde kabul olmuştu, e dolaylı olarak namaz da etkili bir faktör olarak ikinci sıraya girmişti.

Kuran serüveni serisinin ilk yazısını böylece bitireyim. Bugün biraz yüzeysel ve benim anılarımla geçen yazıyı yarın öyle bir hale getireceğim ki, öznem siz olacaksınız. Kuran okuma sayısının hayli azaldığı son dönemlerde, birçok arkadaşımın kuran okumayı unuttuğuna şahit oluyorum.  Bu gerçekten çok üzücü ve korkunç bir durum. Unutmayın ki, Kuran yarın ahirette ya bize şefaatçi olur, ya da bizden şikayetçi. Zaten ayette apaçık söylüyor ‘’muhakkak ki benim kavmim Kuran’ı terkedilmiş bir kitap olarak bıraktı.’’ Takdir edersiniz ki Furkan suresi bu kavimden hiç de güzel bahsetmiyor, birçok azap ayetiyle birlikte bahsediyor. Bu kavimden olmamak için şuana kadar ne yaptınız, ne yapıyorsunuz, ne yapmayı düşünüyorsunuz, ne yapabilirsiniz, ne yapmak zorundasınız? Haydi bu gece bunları düşünün yarın ikinci yazıyla bir silkelenelim de şu kavimden olmaktan bir kurtulalım inşallah!

 


  1. instagramda takip etmeye başladım sizi çok yakın bir zamanda ve 10 dk. önce, paylaştığınız güzel Kur’an fotoğrafını görüp buraya geldim 🙂 Çok güzel bir yazı olmuş ve bence, çok da güzel bir çocukluk geçirmişsiniz..

    8 Mart

  2. Şeyma

    Mrb yazinızda kismen de olsa kendimden bişeyler buldum.Bende yazı mutlaka mahalle camilerinde geçiren bi çocuktum ve bundan da hiç rahatsizlik duymazdım. Hiç bugunde gitmeyecem dediğimi hatırlamıyorum. ☺hatta kısa sureleri nasıl ezberledigimi bile hatırlamıyorum. Dualar, süreler ,siyer ,akâid .fikih tamam hiç problem yok gel gelelim cüze kuran a gelince kaçardim..hoca beni farketmesin arkadaşlarda hatırlatmasın diye dua ederdim ..olaki hatırlatınca da utana sıkıla yanına gider donmemde bir olurdu..konuşmada bi problem yok hersey normal ama bi tabu oldu cüz okumak..kuran a geçmemse ortaokul zamanını buldu..niye bu kadar zorlandım şevkimi ne kırdı hatırlamıyorum. .küçükken gözlerim siserdi ağlamak tan okuyorum diye. .Sevdirilmedim sanırsam. .yapabile cegime inandırılmadim . çok ilgilenilmediim nasıl olsa okuyamiyordum..ve şuan malesef aynî hal devam ediyor..kendi kendime evde okurken bile farketmeden elimi yumruk yapıyorum sıkarak..Bu durumu nasıl anlatırım bilmiyorum çok az kuran okuyorum..harfler. , mahrec tecvit..Hiç sorun yok ama…tekleme ler. .çok fazla. .kendini sıkma falan denmesin den de öyle sıkıldım ki keşke bende sizin gibi bi kursa gitseydim küçükken yani sevdirilen bi kursa….şimdilik durum bu malesef. .. cevabinizi bekliyorum. ..selamlar. ..

    8 Mart

    • Yorumları ancak görebildim kusuruma bakmayın. Böyle durumlarda instagramdan dmden ulaşırsanız hemencik görebilirim. :/ yazının diğer bölümlerinde bunlarla ilgili şeyler yazdım inşallah cevap olmuştur. Olmadıysa da muhakkak dm yahut mailden ulaşın ki konuşalım 🙂 hayırlı geceler

      18 Mart

  3. Rukiye Elmas

    Sizi şans eseri internette arastırma yaparken denk gelıp buldum.Kendını bu kadar guzel anlatan karsı tarafa dolu dolu hıssettiren bır ınsan oldugunuz ıcın sızı kutluyorum.Daha 19 yasındayım.Birinin hislerinin birine bu kadar guzel gececegını bılmezdım.Mükemmelsiniz.

    21 Mart

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

INSTAGRAM AKIŞI

Instagram'da Takip Edin