ŞeyhHasanAli Sohbetinin Tamamı

Birkaç gün önce ” Dilinde kötülük olanın kalbinde iyilik olur mu?” diye bir soru sordum ve ona ”Onun kalbi de kötüdür” diye bir cevap verdim. Haddim olmayan bir genelleme yapmış olsam da birkaç kişinin dilini tutmasına vesile olduğum için çok sevindim. Çünkü dil çok büyük bir bela, ve korkarım biz kadınların en büyük imtihanı. Açılan ağzımız kapanmak bilmiyor, susulması gereken konulara susamıyor, unutulması gereken bildiklerimizi unutmak yerine yaydıkça yayıyoruz. Bunlara en sevdiklerimizi şahit tutuyor ve onlara da cehennemden büyükçe bir yer hazırlıyoruz. Unutmayalım ki; Arkadaşlarla ve dostlarla konuşmak dedikodunun hükmünü yumuşatmaz, akıl almak ve danışmak üzere yapılan konuşmalarda da orada olmayan kişiler hakkında ileri geri konuşup kötü ithamlarda bulunulmaz. Yani herşeyin usulu olduğu gibi dertleşmenin de usulu var 🙂 Ben usulleri daha önce öğrenmiş olsam da, uygulamayı çok geç yapmaya başlamış biri olarak yazıyorum bunları. Allah beni affetsin. Çünkü bilerek yapmamak ve bilmiyor gibi davranmak bambaşka bir hesap. Bu yüzden sözlerimde ufacık bir böbürlenme olmasından Allah’a sığınarak yazıyorum. Çünkü bu idrakı veren de Rabbim, alacak olanda. İnşallah bize İslam yolunda doğru kararlar aldırsın ve aldığımız tüm doğru kararları ömrümüz boyunca uygulama hidayeti versin. Peki bunca hatayı geçmişe bırakıp yola gitmek kolay mı sanıyorsunuz? Hele ki ağzı dedikoduya, gıybete ve boş muhabbete çokça alışmış bir hanım için? Kahve yanlarına, ev oturmalarına, whatsupp guruplarına, sosyal medyaya hatta aile muhabbetlerimize bile demirbaş yapmışız zehir zemberek dillerimizi. Başta ne yazdıysam hala öyle düşünüyorum, dili kötü olanın kalbi de kötü olur. Peki o zaman dilini temizlemeye uğraşanın kalbi de temizlenir mi? İşte ben günlerce bu sorunun cevabına kafa yorup, ufacık bir umut bulmak için çırpınıp durdum ve sonunda şu cevabı buldum.  Elbette ki tövbe edip dilini temizleyenin kalbi de temizlenir. Çünkü O’nun öyle bir merhameti var ki, ağzımızdan çıkacak bir tövbeyle bizi tekrar kucaklamayı bekliyor. Yaşayacağımız ufacık bir pişmanlığı affa vesile sayıyor. Ama unutmamalı ki tövbe etmek aynı zamanda o hatayı bir daha yapmamaya yemin etmektir. Bir daha bir daha bir daha yapacağınız hata için tövbe etmenizin durumun iyice kötüye gitmesine sebep olacaktır. Eğer affedilme şansınız varsa bile tövbeyi dilinize oyuncak ederek, haşa affedicilerin en affedicisiyle alay ediyorsunuz. Bunun sonunda gerçek bir tövbe etmek iyiden iyiye zorlaşıyor. 

Tamam şimdi tüm bunları geride bırakıp o zaman ne yapmalıyız, nasıl yapmalıyız sorularına geçiyorum. Videoda Şeyh Hasan Ali isimli hocamızın  harika bir önerisi var. Lütfen yazı bittikten sonra onu izlemeyi ihmal etmeyin. Çünkü o bir ehil ve belki onun ağzından dinlemek daha tesirli olur. Şeyh Hasan diyor ki; bir kötülük yaptığınızda, ellerinizi başınızın arasına alıp ne yaptım ben diye üzülmeyin. Hemen kalkıp bir abdest alın, şeytan seni yeneceğim diyerek namaz kılın. Evet şeytan, sen beni kandırdın ama bir daha olmasına izin vermeyeceğim diyerek kuran okuyun. Kötülük mü yaptınız? Hemen arkasına bir iyilik yapın. Şeyan o zaman çıldıracak ve sizden uzaklaşacak. Şeytandan  ciddi anlamdan korunmaya başladığımızda nefsimize hakim olmaya da başlayacağız. Ve bu ikisini başardığımızda günahtan kaçmak da kolay olacak. Zaten hepimiz doğruları bilen insanlarız, bilmiyorsak bile araştırabilecek akla sahibiz. Bildikten sonra uygulamak sadece nefisten dolayo zor geliyorsa, ondan kurtulduktan sonra önümüzde hiçbir bahane kalmayacak demektir.

 O zaman size bir de Beyazıd Bistami Hazretlerinin kıssasını anlatayım da öyle gideyim. Bayezid-i Bistami,bir gece çok uykusuz ve yorgunmuş. Bu yüzden uykusu çok ağırlaşmış,sabah namazına uyanamamış. Sabah uyandığında namazını kaza edip ağlayıp inlemiş, sel gibi göz yaşı dökmüş. O kadar çok tövbe istiğfar etmiş ki,üzüntü ve acıdan yanan kalbini sevince boğacak bir ses işitmiş. “-Ey Bayezid,bu günahını affettim.Pişmanlık ve ağlamanada, yetmiş namaz sevabı ihsan ettim. Aradan birkaç ay geçtikden sonra yine çok yorgun olduğu bir uykusu bastırmış. Bu sırada şeytan hemen onun yanına gelmiş,Bayezid-i Bistami’nin mübarek ayağından tutmuş ve onu uyandırıp. ”Kalk namazın geçmek üzere” demiş.Bayezid-i Bistami karşısında şeytanı görümce şaşırıp sormuş;”-Ey mel’un! Sen hiç böyle yapmazdın.Herkesin namazının geçikmesini, kazaya kalmasını isterdin.Şimdi nasıl olduda beni uyandırdın? ” Şeytan ona şu cevabı vermiş: ”-Birkaç ay önce sabah namazını kaçırdığında,pişmanlığın ve üzüntün sebebiyle çok ağlayıp inlediğin için affedilmiş, ayrıca yetmiş bin namaz sevabı almıştın. Bugün yine o kadar sevaba kavuşmayasın diye seni uyandırdım!

Bir gün biz de Bistami Hazretlerinin tövbesindeki samimiyeti, onun tövbesindeki pişmanlığı, onun tövbesindeki üzüntüyü ve onun davranışındaki güzelliği idrak edebilirsek tam anlamıyla hatalarımızda kurtulmak için ilk adımı atmış olacağız. Ve farkettiyseniz Beyazıd Bistami hazretleri aynı Şeyh Hasan’ın videodaki önerisindeki gibi davranmış. Bir kötülüğün arkasına bir iyilik, bir yanlışın arkasına bir doğru, bir günahın arkasına bir sevap koymak sünnettir ve inşallah affolmaya vesiledir. Rabbim dualarımızın kabul olmasını engelleyen tüm günahlarımızı affetsin, affetsin de doğru yolu bulmak için ettiğimiz dualarımız kabul olsun inşallah.

7 YORUMLAR

  1. tam da bu konuyla alakali kafa yordugum su gunlerde bu yaziyi okumam ilginc bir tevafuk..farkettim ki; bazen, sirf insanlarla muhabbet ortami olusturabilmek için insanlarin arkasindan konusuyorum, çünkü bi kisilerle konusacak, fikir alisverisi yapacagim hic bir konu yok.o insanlarla gorusmeme karari aldim mesela..bir de bazen hakli olduguma inandigim konularda insanlari arkasindan elestirmeye basladigimi farkettim ve endise duymaya basladim kendim için.ama ben hatayi yaptiktan sonra degil de o an için ne yapabilirimin cozumunu dusunuyorum

  2. tam da bu konuyla alakali kafa yordugum su gunlerde bu yaziyi okumam ilginc bir tevafuk..farkettim ki; nadir de olsa bazen, sirf insanlarla muhabbet ortami olusturabilmek için insanlarin arkasindan konusuyorum, hep beraber dalga geciyoruz falan..çünkü bu kisilerle konusacak, fikir alisverisi yapacagim hic bir konu yok.o insanlarla sadece baskalarinin arkasindan makara yapip gunaha girebilirim.bu sebeple kendileriyle gorusmeme karari aldim mesela..bir de bazen hakli olduguma inandigim konularda insanlari arkasindan elestirmeye basladigimi farkettim ve endise duymaya basladim kendim için.ama ben hatayi yaptiktan sonra degil de o an için ne yapabilirimin cozumunu dusunuyorum.bu arada boyle kendimi acik edip utandirmaya da bayilirim hani..

    • Kesinlikle doğru karar vermişsinşz. Ben de aynı sorunları defalarca yasadım. Çözüm malesef kendini geri çekmek. Biraz toparlanıp karakterinizi düzeltince tekrar arkadaşlarınızla oturur ve verimli sohbetlerde bulunursunuz. Ama size bir tavsiye vereyim, ne kadar düzeltirsek düzeltelim 2-3 saat sonra muhabbetler hep kayıyor hep kayıyor. Az ve öz olması herkes açısından daha sağlıklı oluyor o yüzden 🙂

  3. Çok çok çok doğru bir yazı olmuş. Tebrik ederim.
    İçimde olan bir kaç karanlık odayı öyle güzel aydınlattın ki kardeşim çok sağol.
    Videoyu hemen izliyor ve yazını bir kaç arkadaşımla paylaşmak istiyorum.
    Meallerini yeni okumaya başlıyorum.
    Selametle.. ?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here