dosya_13732_criminal-justice-schools_600x315134996
Herkes gibi ben de ne zaman bir toplu taşımaya ilk duraktan binecek olsam sevinirim. Oh derim, şimdi güzel bir yere oturur, kulaklığımı takar ve rahatlıkla giderim. O gün de böyle oldu. Ben Kirazlı durağından bindiğim metronun kendimce en rahat yerine oturdum, yolum hayli uzundu ve bunu düşünmemek için hemen kulaklığımı taktım. Birkaç durak bu şekilde rahat rahat gittim derken, Esenler durağından içeri giren bir amcayı farkettim. Öyle temiz bir yüzü, öyle tatlı bir ifadesi vardı ki, yüzünü görünce yüzüme bir gülümseme oturdu. Sonra önümden geçip cam kenarında kendine güzel bir kenar bulup yerleşti. Hatta öyle güzel yerleşti ki, o an benden daha rahat duruyordu. Yine de ben ona yer verecektim kafaya koymuştum. Hani o yer veren ve yer alan kişinin saniyelik bir bakışı ve teşekkür eden gülüşü var ya, açıkçası sırf onu yakalamak için verecektim. Yerimden kalkarken önümdeki bir iki kişiye yeri amcaya vereceğimi ifade eden bakışlar attım, sonra amcayı oraya yönlendirmek için yanına geçtim. Kendi iç dünyama o kadar dalmışım ki, amcanın ne söylediğini duymadım, sadece kafamı salladım ve gülümsedim. Sonra baktım ki, hayır iç dünyama dalmamışım, kulaklığı çıkarmamışım. Hızla tekini kulağımdan çekince amcayı duydum ‘’inşallah ineceksindir!’’ dedi tehtidvari bakışlarıyla. Tövbe estagfirullah. Amcasın sen yahu, tatlı minnoş pamuk bi amcasın, o ne bakış, o ne laf sokuş. Tam bunu düşünürken anladım ki, amca bana inecek misin demiş ben de kafa sallamışım. Haydaaa. Oysa ki ben son durakta ineceğim yani. E şimdi ne olacak derken, diğer vagonlara geçsem mi diye düşündüm ama anlardı. İnsem diğerini beklesem? Eve geç kalmıştım. Deliye yatıp durduğum yerde dursam? Ya bir şey derse? Neyse Gönül dur bakalım şimdilik. Dururken amcanın Bereket Turizm çantasını farkttim, muhtemelen umre grup hocasıydı, çantasında dosyalar vardı. Zaten duruşu, tavırları, sakalı, takkesi ve yüzüğü adeta ben hocayım diye bağırıyordu. Ben bunları düşünüp tespitlerime gülerken bir an göz göze geldik. Amanın! Hala aynı tehtidvari bakışlar. Bir an bana resmen ‘’sen göreceksin yalan söylemeyi’’ der gibi baktı. Sonra düşündüm de, hakikaten durduk yere niye yalan söyledim ben bu tatlı amcaya? Heeeee, doğru kulaklık yüzündendi o. Ama işte gidip amcaya kulaklık yüzünden diyemezdim. Hadi dedim diyelim saçma olurdu. Yani resmen ben koskoca tonton amcaya istemeden de olsa yalan söylmiştim. Üstüne bir de yüzsüz yüzsüz duruyordum tam karşısında. Hak etmiş olabilirdim yani bu bakışları. Ama lütfen daha fazlası olmasındı. Ve malesef o an duam kabul olmadı. Amca yerinden kalkarak yanıma geldi ve dizilerdeki filozof balıkçı edasıyla ‘’Şimdi sen ineceğim dedin inmedin yani yalan söylemiş oldun. Ama aynı zamanda birazdan ineceksin yani yalan söylememiş de oldun’’ Bir dakika bir dakika. Hayır ben yalan söylemedim. Yani şimdi durduk yere, gözleri gülsün diye yer verdiğim amcadan da yalancı damgası yiyecek değilim herhalde. Hemen bu yanlış anlaşılmayı düzeltmeliydim. Aynı böyle atladım lafının tam orta yerine. Amcacım dedim devam edemedim. Çünkü yine gözleriyle dövdü beni. ‘’Yer vermene gerek yoktu, ben de ayakta gidebilirdim, gücüm kuvvetim yerindeydi’’ diyerek sözünü tamamladı. Susunca anladım ki sıra bana gelmişti. Ancak şunları söyleyebildim ‘’Yalan söylemek istemedim, oturun istedim, hakkınızı helal edin’’ Cümlem biter bitmez, kendime kızmaya başladım, yahu yapmadığım bir şey için özür dilemek nereden çıkmış? Sonra kendime kızdığım için bir daha kendime kızdım, çünkü tam bu sırada amcanın tüm gergin hatları gülmeye, gözleri ise parlamaya başladı. Benim tüm hırçın düşüncelerim bir anda kayboldu, çünkü bu gülüş için tam on beş dakikadır ayaktaydım. Ve şimdi dünyalar benim olmuştu. Üstüne bir de amca sevgi dolu bir ses tonuyla güzel sözler edip dua edince anladım ki, bazen haklı da olsan özür dilemek muhteşem sonuçlar doğurabilirmiş. Bunun gurur yapılacak, hırçınlaşacak, ego meselesi haline getirilecek bir yanı yokmuş.

Evet arkadaşlar haklısınız, bence de bu sosyal mesajı vermek bu kadar uzatılmamalıydı. Ama işte anı biriktirmek tam olarak bunu gerektiriyor. Ne yapalım? Ne yapalım biliyor musunuz? Siz şimdi gelin benden özür dileyin. Hayır sonuçta yazı haklılar özür dilesin mesajlı olunca, insan ister istemez bunu bekliyor ne yapabilirim? Tamaaam, tamaaam, tamaaam. Şaka yapıyorum. Hadi uyuyalım.

3 YORUMLAR

  1. Mail adresini bulamadim sevgili Gonul.
    Meal okumalari yazilarini benim adresimede gonderebilirsen cok mutlu olurum.
    Allah razi olsun senden.
    🙂

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here