IMG_0270
Önce bir cami gördük, daha vakte var dedik geçtik.
Sonra bir cami daha gördük, yolunu kaçırdık.
Sonunda bir minare gördük, duvarlarının betonu yeni yeni atılıyordu. Çok yeni olmasına rağmen sağlam bir cemaat kitlesine sahip bu camii, yol kenarında olduğu için cuma namazına on dakika kala her yer ana baba günü haline gelmişti. Hakkı amca ve Serkan abi arabadan inerken, ”siz burda bekleyin, ilerde bir tesiste dururuz rahat rahat kılarsınız” dediler. Gece boyu yolda olmanın yorgunluğuyla, beton halindeki bir camiide abdest almak zor gelmiş olacaktı ki, bu teklifi hemen kabul ettik. Fakat çok zaman geçmeden Hakkı amca arabaya dönüp, hanımlar bölümünün var olduğunu girip kılabileceğimizi söyledi. Mescidi yapan abdesti de düşünür diyerek indik arabadan. İndik inmesine ama hanımlar bölümünün girişine kilim serip namazı bekleyen abi ve amcaları görünce geri dönmeye karar verdik. Sonra arkamızdan bir ses bağırdı, ”kızım gelin burda burda” Orta yaşına rağmen saçları beyazlamış bu amca, tahminen cami görevlisiydi. Bir bağış kutusunun başında insanların isteklerine yetişmeye çalışıyordu. Biz de işaretini emir bilip parmak uçlarımızda tuttuk mescidin yolunu, ayakkabıları çıkardık, içeri girdik, selam verdik, içeriyi süzdük, ee herşey tamam da hani abdest? Bu konudaki ilk kararımız namazın bitmesini beklemek ve daha sonra kılmak oldu. İkinci kararı almadan önce bir abla, tuvaletlerin arka tarafta olduğunu, adamlardan dolayı zor geçebileceğimizi söyledi. Buna bir göz atmak için kafamızı kapıdan çıkardık ki, beyaz saçlı amca yine bize seslendi ”gelin gelin burdan”. Subhanallah. Haydi gidelim bakalım, vardır bir nasip deyip giydik ayakkabıları. Amcaları geçip, tuvalete girdiğimizde 4-5 teyze ile karşılaştık. Biri burnuna kapamış, diğeri ben burada alamam diyor, diğeri halinden hiç memnun olmayarak abdest alıyor. Bunlar umumi alanlarda hep karşılaştığımız sahnelerdi, alışıktık. Seherle uzun bir müddet birbirimize baktık, o benden ben de ondan çıkacak bir kelimeye bakıyorduk. Hani birimiz kazara ”çıkalım mı?” desek, çıkacağız. Ama kimse böyle bir şey demedi, ben çantaları bir kenara astım, Seher az pis olan yerleri gözüne kestirdi, ikimizinde gözleri iğrenerek bakıyordu her yere. Dışardan bakıldığında teyzelerden hiçbir farkımız olmadığına neredeyse emindim. Fakat öyle böyle başladık abdeste. Seher abdest alırken, gözüme iki fırça takıldı, keşke bunlarla temizleyip sonra rahat rahat girseydik ya deyiverdim içimden. Sonra Seher’i gördü gözüm. İki kişi, iki fırça, iki genç. Neden olmasın? Evet, tam olarak anladığınız şeyi yaptık, ben bir fırçayı aldım ve sıvı sabunları boşalttım. Seher diğer fırçayı aldı, arkamdan köpükleri çekti. Ağzımızı burnumuzu kapatarak girdiğimiz her tuvaleti, paçalarımızı kıvırarak tek tek temizledik. Hayatımızda ilk defa böyle bir şey yapıyorduk ve bu iğrenç şey bizi aşırı derecede mutlu ediyordu. Öyle ya da böyle, orası Allah’ın eviydi, ve biz Allah’ın dinine yardım etmenin bir yolunu bulmuş gibi davranıyorduk. Anlayacağınız, bizim o kadar camiyi es geçmemiz de boşuna değildi, arabadan inmeyecekken inmemiz de. Tam geri dönecekken amcanın bizi görmesi de boşuna değildi, kafamızı kapıdan çıkarıp bir çıkıp bakalım dememiz de. O tuvaletin kapısından dönmememiş olmamızda boşuna değildi, teyzelerin abdest almadığını görmemizde de. Yani o an yaşadığımız herşeyin, elbette yine bir sebebi vardı. Belki bizden sonra gelecek bir kaç yüreği güzel teyze için hazırlamıştık tuvaletleri, belki de amcanın akşamki işini yapmıştık. Belki ruhlarımızın bu hayıra ihtiyacı vardı belki de sadece temizlenmesi gerekiyordu ve Rabbim bizim aracı kıldı. Bu konuda herşey belki, sadece tek bir şey kesin.

O cuma benim hayatımın en hayırlı cumasıydı.
Evet kesinlikle öyleydi.

6 YORUMLAR

  1. Ben de oyleyim pis diye ben de mi oyle burakayım? İğrenmiyorum aksine mutluluk duyuyorum.Bir insana yardım ettiğimi düşünerek.Allah razı olsun,Selamun aleykum❤

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here