Bilenler biliyor ilk direksiyon sınavını bir salak kamyoncu yüzünden yaktım. Kendi kendimi de yakmış olabilirim bilmiyorum. Her neyse ikincisi için sınav alanına geldiğimiz de yolda öyle bir trafik vardı ki beni yine bir korku sardı. Belediye kazı çalışması başlatmış yol tıkanmış, herkes bir yaygara koparıyor, hocalar yolu değiştirmek gerek diyor, müfettişler itiraz ediyor, öğrenciler korkuyor. Bense tırnaklarıma bakıyorum. Ne çabuk uzamışlar ya diye gülüyorum. Sonra da salaklığıma gülüyorum. Birazdan sınava girecek kafanın düşüncesi bu olamaz diye.
Nalan hoca’nın arabasında sınava gireceğimi duyan herkes bana oooov çok şanslısın gözüyle bakıyor ama sonra hepsi ekliyor ‘’ nalan hocanın arabası çok eski, vitesi çok kötü, debriyaj çok zor kavranıyor’’ Tabi beni alıyor bir telaş. Sınav saati gelip arabaya bindiğimde ellerimin ne kadar üşümüş olduğunu anladım. Ayak parmaklarım bile üşüyor olabilirdi. Ellerimi kendi kendime ısıttığımı gören müfettişciğim klimayı açıp güldü. Teşekkür edip, aynamı kemerimi falan hallettim. Arkadaki müfettiş sigarasını içip arabaya bindi ve nalan hoca’da bana sıcak bir gülümseme ile bakış atıp başlayalım mı dedi. Araba kaldırmakla ilgili bir sorunum olmadığı için gayet rahat başladım. Biraz ilerde kazı çalışması olduğunu hatırlayınca gerildim. Gayet güzel giderken ve ilk 15 dakika kimseden bir uyarı almamışken sessizliği ben bozdum. ‘’ ya burada bir kazı çalışması var diyorlardı, nerede o?’’ dedim. Hoca başladı gülmeye, müfettiş saf saf suratıma bakıyor. ‘’ Kızım geçtik ya az önce yanından’’ dedi. Nasıl geçtik ya diye sormaya kalmadan, müfettiş ‘’ sen durdun arabaya yol verdin, sen geçecektin bir araba daha önüne atladı ona da yol verdin, üç dört kere dur kalk yaptın ya hani’’ dedi. Ben şok.

Otobana girene kadar hiçbir sorun yoktu, otobanda da bir sorun yaşamadık, otoban çıkışında park yapacaktım hatırlattılar ve sağa yanaşıp devam ettim. Bu sırada kurstan hocam bana hiç sağ şerit kullanmamış olduğumu hatırlatıp espiri yaptı. Beni Ralli’ye hazırlayacakmış öyle dedi. 😀 Park alanını gördüğümde müfettiş gülüp ‘’ bak senden başka kimse buraya kadar gelememiş’’ dedi. Cidden park banketlerinin etrafı bomboştu. İstediğine yaklaş ve parket dedi. Tek seferde tekerlekleri çizginin içine alıp, hiç duraksamadan 2 tur sağ yapıp arabasının arkasını yerleştirdim. Tam hocalar bir şey diyecekti ki, ben zaten sola hızlıca çevirip arabayı düzeltmeye başlamıştım bile.

Park alanından çıkarken hoca bana ‘’ sen neden birinciden kaldın ya? ‘’ diye sordu. Nasıl diyeyim ki “Hocam ışıklarda bir porche’a makas attım, sonra da minibüs beni sıkıştırdı ve kendimi kurtarmaya çalışırken de rampada kamyonun önüne sıçradım” Bu açıklamayı yapsam muhtemelen korku dolu gözlerle beni ikinci kez sınavdan bırakmaya karar verecekti. Bu yüzden direk  “Vallahi  talihsizlik” dedim. O da garibim “Belli baksana rahat rahat geldik” deyip ayaklarını toparladı. Yok dedim siz öyle demeyin ayaklarınızı koyun benim işim belli olmaz. Bana kendini kötüleme diye bir kızdı ki of of of. Dışımdan tamam diyebildim sadece ama içimden kıskıs gülüyordum.

Sonra bir önceki hatayı yaptığım ışıklara yanaştım, ışık yeni kırmızı yanmıştı, ben oraya gelene kadar kesin yeşil olurdu ama ben geçmek değil o hatayı bir daha yapmayacağımı görmek istedim. Hızlandım. Ben buradan kalmıştım dedim. Tam gelip arabayı durdurdum ki yeşil yandı, daha ayağımı tam frene basmadan tekrar gaz verip kalktım ve güldüm. Baya güzel güldüm hem de.

Bitiş yerine geldiğimde arkamı bir dönerim ki arkadaki müfettiş uyumuş 😀 Şuan onu burada şikayet ediyor değilim baya iyi sürdüm sarsmadım falan adam rahat etmiş demek ki. Müfettiş kimliğimi uzattı, hocam aferin dedi, ben teşekkür ettim ve indim. İki sınavdır benimle olan İrem’i gördüm. Koşa koşa yanıma geldi kocaman sarıldık. Orada o olmasaydı aslında sarılacak birisi olmasaydı mutsuz olabilirdim. İrem iyi ki vardı.

Aslında geçtiğime emindim ama yine de sonucu almadan uçmak istemediğim için saat 18:00’a kadar bekledim. Kursu aramaya başladım ama sürekli meşgul çalıyordu. 10 dakika geçmeden telefonum çaldı ve arayan hocamdı. ‘’ Sana ben arayıp haber vermek istedim’’ dedi mutsuz bi sesle. Hocam ya öyle demeyin dediğim gibi ‘’ haydi bakalım şoför Nebahat yollar senin ‘’ diye bir kahkaha patlatmış ki. İşte benim ehliyetim bu oldu sanki.

Annemin evden dua ile gönderişi.
Müfettiş’in beni benden koruması.
İrem’in sarılışı.
Hayati hocamın sevinci.
Bir de işte benim bir cevapsız konuyu cevaplandırmış olmam.

Ehliyet kimin umrunda, ben ondan kendime küçük sevinçler çıkarmayı sevdim 😀

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here