Kandil geceleri ve Mevlid-i Şerif

Gönül Ayyıldız

Updated on:

Kandil bugün mü, yarın mı? Efendimiz’in bugün doğduğu kesin mi? Eğer öyleyse bugün ne yapmalı? Eğer değilse kim niye bunları uyduruyor? Ayrıca bu mesaj mesaj dolaşan ibadet çetelelerinin bir kaynağı var mı?

Ya da daha kolay sorular soralım?

Sizin bu sorulara verilecek cevabınız var mı? Bir Müslüman olarak bunları hakkıyla araştırıp öğrendiniz mi? Yoksa çoğunluk gibi siz de, herkes kandil mesajı atmış ben de kutlayayımcılardan mısınız? Ya da madem bugün bu kadar önemli bir gün, sizi bunu araştırıp öğrenmekten alıkolayan telefonunuza gelecek bir mesaja itimat edecek kadar acizleştiren nedir?

Bu sorulara son verip bir şeyler söylemek gerekirse şayet, şunu çok iyi biliyorum ki;  Eğer gerçekten bugün Rasullah’ın doğum günü ise, o zaman bu mübarek günü yad etmek bana göre onun sünneti seniyyelerini ömrüm boyunca yerine getirmek ile olur. Eğer gerçekten onu sevdiğimi belli etmek istiyorsam her gün ona salavat getirmeliyim. Eğer ben gerçekten ahirette Muhammed Ümmeti diye çağırılan grupta olmak istiyorsam farz ibadetlerime ve sünnetlerime dikkat etmeliyim. Eğer gerçekten benim için önemli olan şey O’nun doğumu, varlığı ve sevgisi ise bunu bir güne, üstelik kesinliğinden şüpheye düşünen bir güne sığdırmak yerine ömrüme yaymalıyım. He evet, eğer buna gücüm yetmeyecekse, eğer bunu beceremeyeceksem, eğer kalan diğer tüm günlerimde Rasulullah’ı unutma ihtimaliyle yüzyüzeysem o zaman bence de ihtimali yüksek olan bu ay içerisinde
kutlanmalı. Yine de sadece vicdanımızı rahatlamak için doğruluğu hiç araştırılmayan ve araştırılsa dahi kaynak bulunamayacak olan o mesaj dolusu yapılacaklar listesi ciddiye alınmalı mı bilmiyorum. Bu yüzden samimiyetle soruyorum; Efendimiz’e ümmet olma sorumluluğunuzu bu şekilde mi yerine getireceksiniz gerçekten?

Bu konuyla ilgili Nureddin Yıldız’ın “Kandillere karşı tutumumuz nasıl olmalı?” sorusuna verdiği müthiş cevabı da buraya bırakmak isterim;

Peygamber aleyhisselamın bize emri, onun ve raşid halifelerin izinden gitmektir. Önceki ümmetlerin, peygamberlerinin onlara emanet ettiği dinin yerine kendilerinin oluşturduğu icatlara uymaları, ümmet olarak ortadan kaldırılmalarına sebep olmuştur. Bu ümmet eğer eski ümmetlerin yaptığını yaparsa yanlış yapmış olur. Yapılması gereken şey sahabe döneminde görmediğimiz törenler yapmak değil sünnete ve onu yaşamaya ittiba etmektir.

Herkes şöyle bir mazerete sığınmayı tercih ediyor; Kötü bir zamandayız, insanlar ancak böyle törenleri anlayabilmektedirler. Bu da bir mazerettir. Bunu kabul edemeyiz. Kabul etmeme nedenimiz de şudur; Bir kere biz, başkalarından önce kendimizi düşünmek/kendimize bakmak zorundayız. Çünkü biz sünneti tam anlamıyla yaşamadığımız için başkaları da anlamakta zorlandılar, bunun üzerine de onlar taviz vermek durumunda kaldık. Bu doğru değildir. Maalesef gerçekte olan, bizim de başkaları gibi asıl yapmamız gerekeni yapmakta ayak sürtmemiz, direnmemizdir. Zorumuza gidiyor bu yüzden kolayı ile teselli buluyoruz. Mevlid kandili, kutlu doğum haftası ve benzeri icatlar kendi kendimize geliştirdiğimiz tesellilerimizdir. Allah sonumuz hayr etsin ama unutmayın ki; Yapmamız gerekenler varken, beğendiklerimizle teselli bulamayız.

Ve tüm bunları söyledikten sonra şunları da muhakkak eklemek gerektiğini düşünüyorum;

Bu yanlışlıkla mücadele etmenin yolu “Kandil bidattır. Kandil yoktur.” Diye ortalıkta çığırtkanlık yapmak değildir. Çünkü bir insanın zihninde islam ile bağdaştırdığı ve buradan bağ kurduğu bir meseleyi ondan almaya çalışıyorsanız yerine daha güçlüsünü koymanız gerekir. İslam elbette tüm mesnetsiz düşüncelerden daha güçlü, daha kusursuz, daha akla ve kalbe yatkın olduğu için biz bu fikiri savunurken “acaba?” demiyoruz. Ve biliyoruz ki doğru yol; karmaşaya düşmüş zihinlere İslam’ı ve sünneti daha iyi tanıtmaktır. Yani onlardan aldığımız asılsız düşüncelerin yerine, İslam’ın güzelliğinizi koyacağız ki gerçekte olması gereken olsun. Bu da muhakkak öyle bir günlük çığırtkanlıkla olmaz, meseleyi dava etmek gerekir.
Bilinmelidir ki; Efendimiz’den sonraki ilk dönemde böyle bir uygulama görülmemiştir. Yani sahabe ve ashab ve tabiin, Efendimiz’in doğduğu mübarek günü bizden daha net bildikleri halde böyle bir kutlama günü icat etmemişlerdir. Bu çok daha sonra yaygınlık kazanmış bir uygulamadır. Hatta araştırdığımızda görüyoruz ki; ilk uygulanmaya başladığın dönemlerde de adı  Kandil değildir. Bu isim, 2.Selim döneminde mübarek gecelerde camilerde ve sokaklarda halkın rahatlığını ve güvenliğini sağlamak için sokaklarda kandillerin yakılmasıyla kullanılmaya başlanmıştır. Bir süre sonra halk bugünler geldiğinde önce gecenin adını ve peşine de Kandil kelimesini eklemeye başlamıştır. Yani Mevlid gecesine diye bilinen geceye, “Mevlid Gecesi” değil de, “Mevlid kandili” demişler.  Özetle “Kandil” kelimesinin İslam’i terim olarak görülmesi bizim kendi içimizde yaygınlaştırmamızdan dolayı olmuş. Bunun dışında Mevlid gecesini elbette reddediyor değilim, bundan gelecek rahmete, mağfireteve berekete herkes kadar ihtiyaç duyuyor ve bu ay içinde elimden geleni yapmaya gayret ediyorum. Sadece bugüne atfedilen ibadet çeşitlerinin bir kaynağı olmadığını, bugünleri insanların kendi içlerinden geldiği şekilde geçirmeler gerektiğini söylüyorum. Kimi Yasin okur, kimi namaz kılar, kimi komşusunu sevindirir, kimi yetimi güldürür. Bunu bir kalıba sığdırmak ve karşılığında şu kadar sevap, şu cennet köşesi var demeyi sahabe dahi yapmadıysa bu bize düşmez.

Ez cümle; İslam, bize Efendimiz’i anmayı ve anlamayı ve sünnetini de bir ömür yaşamayı nasihat eder. Değil bir güne sığdırmak, bir aya endekslemiş olmak dahi kendimize yaptığımız bir kötülüktür aslında. Bu rahmetten bir ömür faydalanmayı bırakıp, bir gün bir ay ile yetinmeye çalışmaktır. Tembelliktir. Yani bize düşen, bu ihtimaller arasında karmaşaya düşmek değil, bir ömürü bu şekilde İslam’ın nasihat ettiği düstur ile geçirmektir.

Rabbim tüm hata ve günahlarımıza rağmen bize İslam’ı doğru şekilde anlamayı ve yaşamayı nasip etsin. Dua ile

Yorum yapın