Nouman Ali khan sohbet için tıktık!

Dün gece bu yazıyı yazarken bastıran uykum yatağa geçtiğimde beni çoktan terketmişti. Uyuyabilmek için bir şeyler dinledim, biraz sayfa gezdim, birkaç blog okudum ama ıh ıh. Sonra kendi kendime bari suffagah.com’a gireyim de biraz Nouman Ali sohbeti dinleyeyim dedim. Allah ondan razı olsun çünkü benim şu kararlarımda bu kadar iradeli olmamı sadece onun sohbetleri sağladı. Tüm bilgimi aslında o harmanladı. Tüm inancımı aslında o tazeledi. Yani aslında hepsini Rabbim yaptı ama o da kocaman vesileydi. Sitede sohbetler arasında gezerken gözüme ‘’ Kuran’ı anlamak için çok mu üşengeçsiniz?’’ başlıklı bir post takıldı.

Video izlemeniz benim size anlatmamdan çok daha güzel olacak. Bu yüzden hala videoyu izlemediyseniz lütfen izleyip bu yazıya öyle devam edin. Yok izlediyseniz o zaman ben devam edeyim. Videoda iki yer beni çok etkiledi. Birincisi ‘’Allah benimle konuşuyor diye düşünmemiz gerekiyor’’ cümlesi. Kurana tekrar bağlanmamız gerek, ona tekrar dönmemiz gerek, onunla tekrar kavuşmamız gerek diyor diyor diyor ve sonra tüm bunları çünkü Allah bizimle ancak onunla konuşuyor dercesine de bu sözü söylüyor. O halde şunu söyleyebilir miyiz, biz Kuran okumayarak Allah’ın bizimle konuşmasını engelliyoruz? Hatta daha da ileri gidersek, biz kuran okumayarak Allahın bizimle konuşmasını istemiyoruz? Videonun devamında diyor ki; ‘’Allah seninle konuşmayı seçti! Vallahi dünyada bundan daha güzel bir hediye olamaz’’

Videonun devamında birçok güzel konudan daha bahsedip ikinci en sevdiğim kısıma geliyor. Burada da Efendimiz’in Kuran okumasından ve onu dinleyen din düşmanlarının ağlamaya başlamasından bahsediyor. Kafir bir insan, Allah’ı ve ayetlerini inkar eden bir insan, o ayetleri duyduğundan ağlamaya başlıyor. Ve bugün biz iman ettiğimiz ayetleri anlamadığımız için ağlamanın ucundan dahi geçemiyoruz. Nouman Ali’nin dediği gibi, Elhamdullillah müslümanım ama Allah’ın kelamı okunduğunda içimde hiçbir şey kıpırdamıyor. Kuran bir kafirden bile benden daha çok karşılık aldı’’ 

Şimdi videoyu bir kenara bırakıp bugün yazmak istediğim konuya değinmek istiyorum. Kuran Serüvenine katılan iki ayrı grup insan düşünün. Bunlardan biri çocukken Kuran okumayı öğrenmiş, yahut hayatının bir kısmında öğrenme fırsatı olmuş. Yani Kuran okumayı biliyor, Arapça okumak konusunda sıkıntısı yok yahut yavaş okumak gibi ufak bir sıkıntısı var yahut biraz öğrenmiş biraz zor okuyor ama eğer biraz emek verirse muhakkak ki yapabilir. Bu kişiler aileleriyle, arkadaşlarıyla yahut bir eğitimciden birkaç destek alarak ciddi bir randıman sağlayabilirler. Tek yapmaları gereken Arapça okumalarını geliştirmek için biraz çaba harcamak ve kitap okuma alışkanlıklarının içine bir de meal okuma alışkanlığı eklemektir. Bu ikisinin harmanlanmasıyla, bir ay sonunda ciddi bir yol kat etmek mümkündür.

Gel gelelim ikinci gruba. Bunlar çocukken Kuran öğrenmediği gibi ilerleyen dönemlerinde de öyle bir fırsatları olmamıştır. Yani Kuran okumayı bilmiyor hatta harfleri dahi tanımıyorlar. Şimdi ben bu kişilere “Kalkın bir merkeze gidin ve okumayı öğrenin” desem ne olacak? Gerçekçi olalım? İşte tam burada bu ikinci grupta kendi içinde ikiye ayrılıyor. Birinci grup, bu konuda samimi olup yaşayacağı tüm engelleri kabul ederek Kuran’ı sahipsiz bırakmak istemeyen ve elinden geleni yapacak olan gruptur. Bunlar işleri ve okullarına rağmen her gün bir saatini ya da haftada birkaç saatini öğrenebilecekleri bir yere ayıracak ve kademe kademe ilerleyeceklerdir. İkinci grup ise bu kuvvetli hislere henüz erişememiş oldukları için, kendince geçerli bahanelere sığınarak öğrenme işini daha ileri bir tarihe atmaya devam edeceklerdir. Açık konuşmak gerekirse bu gruptaysanız işiniz zor, hevesinizi kırmak istemem ama sizin için uygun zaman hiç gelmeyecek. Şimdi okulu işi, sonra çoluğu çocuğu sonra da geç kalmışlığı bahane edeceksiniz. Ayrıca sizinle aynı durumda olan birinci gruptaki arkadaşlar yavaş yavaş öğrenirken ve bu sevaba nail olurken, sizler var olan günlerinizi aynı dünyalık koşturmalarla geçirip yolun sonunda elleri boş olan taraf olacaksınız. Şimdi haddim olmayarak bu iki genel, iki alt gruba naçizane birkaç öneride bulunmak niyetindeyim.

Birinci grup dediğimiz Arapça okumayı bilen ve az bilen insanlara bakalım. Bu kişiler Kuran’ın faziletini iyice anlamak zorundadır. Böyle söylüyorum çünkü bu çocuk yaştan itibaren öğrenen kişilerde ne yazık ki “Ben biliyorum ya” rahatlığı oluyor. Ve ne okumalarını ne de anlamalarını geliştirmek için yeterli çabayı sarf etmiyorlar. Oysa bizim Kuranı terkedilmiş bırakmak gibi bir şansımız yok. Allah muhafaza yarın ahirette bizden şikayetçi olması kaçınılmaz olur. Biliyorsunuz, öğreniyorsunuz, her şeye vaktiniz var ama onu sürekli okumaya ya da daha iyi öğrenmeye vaktiniz yok. Düşünsenize Rabbimin hiddetini? O seni birçok kulundan ayırıp öğrenmeyi nasip ediyor, erken yaşta yahut orta yaşta bir şekilde sana kendi kelamını anlama fırsatı veriyor. Ve sen bunun şükrünü hiç eda etmiyorsun? Vallahi ve billahi bildiğim tek şey, Rabbim şükür etmeyen kulları için hiç iyi şeyler söylemiyor. Eğer Kuran’ı tekrar elinize almaya başladıysanız ama okuyuşunuzu biraz düzeltmek ve geliştirmek istiyorsanız o zaman internetten sureleri dinlemek sizin için en büyük kurtarıcı. Kulak aşinalığı bu yolda en büyük tavsiyelerden biri olmuştur her zaman. Türk aksanı ile dinlemek isterseniz size Davut Kaya ve İshak Danış hocaları önerebilirim. Ama Arap aksanı ile dinlemek bambaşka bir tat olur derseniz Ebubekir Şatıri, Nasser al qatami  ve tabi ki Abdurrahman Sudeys’i söyleyebilirim. Benim gönlüm her zaman Şatiri’den yanadır bunu da belirtip öyle devam edeyim. Arapçayı ilerletmek konusunda tüm adımları attıysanız ve  sorununuz sadece anlamak kısmıysa o halde her gün meal okumak için kendinize bir program hazırlayın. Muhakkak 50 sayfa okumaya calısın. Bu sizin 2 ay gibi bir sürede ilk hatminizi bitirmenizi sağlar. Aklınıza takılan yerleri çizin, ister bana ister diğer arkadaşlarınıza sorun soruşturun danışın üstüne muhabbet edin. Böyle böyle onu hayatınızın tam orta yerine oturtun. Bakın belki çok iyi öğrenir, belki sürekli unutursunuz, belki çok sever, belki çok zorlanırsınız. Ama yarın ahiret gününde emek vermiş olduğunuz için dahi mükafatlandırılırsınız. Belki bir günahınız sizi cehenneme itecekti ama Rabbim O’nun emanetine sahip çıktığınız için Kuran’ı size kalkan edecektir. Kulum benim kitabıma sahip çıktı, ben de ona sahip çıkayım diyecektir. Kim bilir?

Şimdi de ikinci grup dediğimiz samimi ve az samimi insanlara bakalım. Bunlardan Arapça öğrenmek için adım atmış olanların işleri biraz zor olacak ama bilsinler ki ecirleri de bir o kadar fazla olacak. Hatta Rabbim onların her adımına sevap yazdığı gibi her işine de yardımcı olacak. Tüm işlerinin rast gitmesine sebep olacak ki, kulunun başı sıkışmasın rahat rahat O’nun kitabını öğrensin. Arapça öğrenmek sizi yeterince zorlayacağı için meal okumak kısmı tamamen sizin insiyatifinizde olacaktır. Ben sizin için dua ediyorum, inşallah Rabbim içinize öyle bir samimiyet versin ki gündüzleri Arapçayı çalışıp akşamları da mealini okuma hevesiniz olsun. Bu öyle bir heves olsun ki bir ömür sürsün. Kuran size siz Kurana öyle bir sarılın ki, hiçbir sebep bahane olamasın. Sizin için illa bir sayı vermem gerekirse, yine 30 sayfa meal okuyabilirmişsiniz gibi düşünüyorum. Arapça okumanız yavaş ilerlese bile meal öğrenmek için onu beklemenize gerek yok sonuçta.

Ve bu grubun ikinci kolu olan az samimi insanlara bakalım. Sayın sevgili az samimi arkadaşlar, size böyle sesleniyorum ama bir problem yoktur inşallah. Anlıyorum, sizi gerçekten anlıyorum. Okulunuz yoğun, dersleriniz sizi boğuyor, evde birkaç saat vakit geçiriyorsunuz onda da dinlenmek istiyorsunuz, çok yoğun çalışıyorsunuz, iş arkadaşlarınız sizi deli ediyor ve eve gelince tek istediğiniz uyumak oluyor. Ya da yeni nişanlandınız koşturmalarınız var, evlenmek üzeresiniz hazırlıklar çok yoğun, yeni evlendiniz biraz tadını çıkarıp sonra ilime sarılacaksınız, çocuğunuz var çok zor bir hayat sürüyorsunuz, çocuklar büyüdü ama biraz dinlenmek istiyorsunuz, çocuklar okula başladı ona nasıl öğreteceksiniz diye düşünmekten bunlara vaktiniz yok. Bakın oturduğum yerden size bir sürü geçerli bahane, ay pardon sebep saydım. Aslında Kuran size tüm bunlar için öğüt verecekken siz onu bırakıp dünya telaşına sarılmayı tercih ettiyseniz o zaman sizin için de bir iki tavsiye vermek isterim. Arapça öğrenmeyi erteliyoruz tamam ama meal okumayı asla. Dün ki yazıda ne demiştik? En azında yarın ahirette Rabbim sorduğunda, biz ‘’Allah’ım fırsat bulup Arapça okumayı öğrenemedim ama senin dediğin gibi yaptım anladığım dilden defalarca okudum. Onu terkedilmiş bırakmamak için sürekli meal okudum ve okuduklarımı uygulamaya çalıştım’’ diyeceğiz. Böylece Rabbim aynı birinci gruptakilere yaptığı gibi size merhamet edecek. Çünkü O’nun merhameti dünyalar kadar, denizler kadar, evren kadar, kocaaaman. Merhametlilerin en merhametlisini siz de çok mutlu etmek isterdiniz biliyorum, siz de onun size olan sevgisinin karşılığını vermek için Kuran okumak isterdiniz biliyorum. Ama işte sizin birazcık işleriniz var, inşallah bitince dimi? Tamam o zaman vicdan yaptırma kısmını bitirip öneri kısmına geliyorum. Sizin günde hiç bahanesiz, hiç savunmasız en az 75 ayet meal okumanız gerekir. Aynı diğerleri gibi, altını çizerek, üstüne konuşarak, internette araştırarak ve tefsirlerine bakarak. Hangi sure neyden bahsediyor değil de, bir müslüman olarak benim ne yapmam gerekiyor kısmına takılarak. Çünkü elinde bulunan o mealin içinde, okul ve iş hayatında karlılaşacağın zorluklar içinde müjdeler var, çocuklarını yetiştirirken dikkat etmen gerekenler de var, evliliğin nasıl bir din tamamlayıcı olduğunu anlatıp nişanlılık süresinde yaşadığınız sorunları göz ardı etmenizi sağlayacak sabır verici ayetler de var. Yani senin için gönderilen bu kitap senin tüm eksikliklerini ve senin tüm ihtiyaçlarını içinde barındırıyor. Sana düşen sadece onu okumak ve bir de Kamer suresinde söylendiği gibi düşünüp öğüt almak. 

Veda etmeden önce son bir şey söylemek istiyorum. Ya da izninizle birkaç şey. Arapça okumanın meal okumaktan üstünlüğü nedendir diye soranlar olmuş. Bunun zaten indirilen vahiy dilinin Arapça olmasından ötürü olduğunu, Allah’ın isteseydi onu her dilde indirilebileceğini söylemiştik. Ve neden meal ile arapça okumanın sevabını aynı görmediğim sorulmuştu. Bunun da cevabını üzülerek vereceğim. Ben Arapça çevirileri konusunda Elmalılı Hamdi Yazır mealline çok güveniyorum ama her konuda olduğu gibi meal konusunda da onun yanlış olduğunu söyleyip birçok ayete yeni bir bakış açısı kazandıran kişiler oldu. Ortalıkta binbir çeşit meal var. Hatta geçenlerde bir arkadaşım Medine’de bir kütüphaneden bir Türkçe meal aldığını aradaki farklara bakacağını söylemişti. Eğer onu inceleme fırsatım olursa ben de sizinle paylaşırım. Lakin yine de anladığınız gibi bu kadar çeşit mealin içinde doğrusunu bulmak, Rabbin kelamını doğru söylemek, doğru anlamak imkansız. Mealler üç aşağı beş yukarı aynıdır, ne kadar değişebilir ki diye düşünmeyin. Arapça çok zor ve ayrıntılı bir dil, bir –i sesi bile kelimeyi o kadar çok değiştiriyor ki, şaşarsınız. İşte tecvid ve mahreç öğrenmek aslında bu yüzden önemlidir. Yani demem o ki, doğru olduğuna emin olduğumuz dil Arapça olduğu için ben onun sevabı ile meali eş değer göremem. Ama şunu hep söyledim yine söylerim, Rabbim samimiyetle yapılan hiçbir ibadeti karşılıksız bırakmaz. Siz samimiyetle öyle bir meal okursunuz ki, başka bir insanın bir Arapça hatimine bedel olur. Ben bilmem Rabbim bilir, Siz bilmezsiniz Rabbim bilir. Bu yüzden bırakalım küçük hesapları da biz sadece Rabbimize samimiyetle yaklaşmanın yollarını arayalım. 

O halde herkes yatağa girerken eline bir meal alsın, arkasında bir dua etsin. Rabbinden meal hatmini bitirmesinde yardımcı olmasını ve bu yoldan ayırmamasını rica etsin. Sonra da içten bir besmele ile ilk sayfayı açıversin.

Rahmân (ve) rahîm (olan) Allah’ın adıyla.
Fatiha’1

7 YORUMLAR

  1. Size islam konusunda çok bilgili olduğunu bildiğim dede ve dayımın tavsiyesi bir meal önerebilirim. Bende siparişimi verdim bir iki gine geçer elime.
    Ayet ve hadislerle açıklamalı
    Kur’an-I Kerim meali
    Prof.dr. Yaşar Kandemir
    Yrd doç. Dr. Halit zavalsız
    Ümit şimşek

  2. Allah (c.c) razi olsun.Gercekten arapca ogrenmek icin cabalamam,meal okumam icinse hiic bir bahanem olmadigini anladim.Bunlara neresinden baslasam diyordum,bloguna baktim, ve bu yolu gostermede Rabbimin seni bana vesile kildigindan haberin olsun istedim? Sen ben diye hitap ettim; dogrusu bana boyle guzel seyler hatirlatan birine sizli bizli yazmak hic icimden gelmedi☺ Fiemenillah?

    • böyle hitap etmen sadece hoşuma gider, çünkü bu benim içinde bir samimiyettir. Rabbim güzel yüreğinin ecrini sana Kuran’ı açarak versin. Kuran ömrün, ömrün de Kuran olsun inşallah, dua ile 🙂

  3. rabbim sizden razı olsun okadar faydanız oluyorki hayatıma , yukarda verdiginiz site icinde ayrıca tesekkurler rabbim ahiretinizi cennet bahcelerinde sürdürsün

  4. Gönül Ablam Allah senden razı olsun.. kaç aydır o kadar boşlamıştım ki okulu sınavı işleri bahane ederek ama artık kendimi toparlamam gerektiğini biliyordum yine senin sayende meal hatmine başlamıştım 2 sene önce şimdi yine başladım Allah razı olsun Rabbim razı olduğu kullarından eylesin… Senin yazdıkların öyle içime işliyor ki iyiki varsın seni Allah rızası için çok seviyorum dualarımdasın 🙂

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here