بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

Kadir sûresi mushaftaki sıralamaya göre doksan yedinci, nüzûl sıralamasına göre yirmibeşinci suredir. Abese suresinden sonra, Şems suresinden önce nazil olmuştur.  İsmini “güç, hüküm, değer, şeref”  anlamına gelen ve ilk âyetinde geçen “kadr” kelimesinden alan bu sûrenin Mekke’de mi, yoksa Medine’de mi indiği konusunda ihtilaf vardır. Fakat Surenin muhtevasına dikkat edilirse -ileride de açıklayacağımız gibi- Mekke’de nazil olduğu anlaşılmaktadır. Sure Kur’ân-i Kerîm’in inmeye: başlama­sından ve Kadir gecesinin diğer gün ve aylardan daha üstün olduğundan bahseder. Adettendir diyerek konu dağılımını da yapalım da, eksiklik olmasın;

1-5: Kadir gecesi’nin faziletleri

Surenin ilk ayetinde buyuruluyor ki; ‘’ Biz onu (Kur’ân’i) Kadir gecesinde indirdik.’’ Yani Hz. Muhammed’in (s.a.) tasnifi ile değil, bizim nazil etmemizledir. Kur’an’ı bu gecede indirmenin iki anlamı olabilir: Birincisi, bu gecede bütün Kur’an, vahiy taşıyan meleklere intikal ettirilmiş ve ondan sonra, şartlara göre zaman zaman olmak üzere 23 senede, bu ayet ve sureleri Cebrail, Allah’ın emriyle Rasulullah’a getirmiştir. İkincisi ise, bu geceyi Kur’an’ın inzal edilmesinin başlangıcı kabul eden görüştür. Her iki kavle göre de anlam, Kur’an’ın Rasulullah’a bu gece inmeye başladığına delalet eder. Aynı gece Alak suresinin ilk beş ayeti nazil olmuştur. İslâmî davetin gereği sırasında zaman zaman nazil olan ayet ve surelerin Allah’ın Rasulullah’a indirdiği anda düzenlenmediği açık bir gerçektir. Tam tersine, kainatın yaratılışı ve ona ait olan herşey ezelde tasarlanmıştır, hazırdır. Allah’ın yeryüzünde insan yaratması, ona peygamberler göndermesi, kitaplar vermesi ve sonunda Hz. Muhammed’in (s.a.) göndererek O’na da Kur’an indirmesinin bütün planı önceden hazırlanmıştı. Kadir gecesinde ise bu planın son kısmı uygulanmaya başlandı. Yani eğer bütün Kur’an’ın  bu gece inmiş olduğu doğruysa da, bu hiç garip bir şey değildir.

Gelelim yüzyılın merak edilen sorusuna. Kadir gecesi hangi gündür? Buna binbir tane cevap verebiliriz, çünkü bu çok ihtilaflı bir konudur ve yaklaşık 40 görüş nakledilmiştir. Ama ümmetin büyük alimlerinin çoğunluğu, Ramazan ayının son on gecesinin tek gecelerinden biri olarak açıklamışlardır. Bu alimlerin çoğunun görüşü de 27. gece olduğu yolundadır. Fakat bu konuda bizim karışıklık yaşama sebebimiz, hangi gece olduğunu bilmemek değil, o gecenin hangi güne denk geleceğini hesaplayamayacak olmamızdır. Hicri takvime göre hareket eden ülkelerle farklı günlerce Ramazan’a başlıyor, farklı günlerde bayram yapıyor, ve farklı günlerde tek ve çift geceleri yaşıyoruz. Hal böyle olunca bize 27 olan gece, diğerine 37, öbürüne 47 falandır herhalde. Ya da işte tam tersi. Her neyse. Bu konuda kim daha doğru planlama yapıyor demeye kalkarsak işin içinden çıkamayız, bu açıdan en uygun şey son on günü değerlendirmek fikridir. Tek ve çift demeden değerlendirmek fikridir. Çünkü dediğim gibi, bizden bir gün sonra Ramazan’a başlayan Arabistan hükümetini ele alırsak, biz üçüncü tek geceyi yaşarken, onlar ikinci çift geceyi yaşıyor. E hadi çıkın işin içinden çıkabilirseniz. Bu konuda bir adım atılmadığı müddetçe son onu değerlendirmeye devam edin ve günlere bağlı kalmamaya çalışın. Nasıl ki Ramazan’da bu sorunu yaşıyoruz, diğer günlerde de yaşıyoruz. Örneğin iki hafta önce biz hicri yıla girdik dedik fakat Arabistan hükümeti bizden bir gün sonra girdiğini açıkladı. Çünkü ayın anca görüldüğü bilgisi de ek olarak bu duyuruya eklendi. İşin aslı gönlüm ayı an be an izleyen Arap hükümetine uymak istiyor, diğer yandan Arabistan’a güvenmek fikrinden haz etmiyorum. E bakınca kendi ülkemdeki 20 yıllık hazır olan takvime güvenmek de ahmaklık gibi geliyor. Yani böyle bir girdabın içindeyken, belli günleri yakalayıp da, belli vakte denk getirip de, belli sevapları alma şansına erişebileceğime inanamıyorum. O zaman da ortaya, her günü her anı her fırsatı değerlendiren müslümanlardan olmaya çalışma fikri çıkıyor. Ki bu en güzeli, en doğrusu, en kesini, en zararsızı ve şüphesiz en karlısı.

Sureye döndüğümüzde 2 ve 3.ayette şöyle buyuruluyor; ‘’Kadir gecesinin ne olduğunu sana haber veren oldu mu? Kadir gecesi, bin aydan daha hayırlıdır.’’  “Kadir gecesi” iki anlama gelir; Birincisi, o gecede takdirler karara bağlanır. Diğeri ise, bu sıradan bir gece değildir. Kısmetin düzenlenip bozulduğu gecedir. Buradaki anlam itibariyle iki görüşte kabul edilebilir. Ayrıca, bu kitabın nüzulu sadece Kureyş’i, Arabistan’ı kapsayan bir olay değil; bütün dünyanın takdirini değiştirecek bir olayıdır. Diğer bir ifadeyle, bu büyük ve kadrü kıymet sahibi şerefli bir gecedir. Ve ayetten tanımı yapıldığı gibi, bin aydan daha hayırlıdır. Bununla Mekke’deki kafirler şöyle uyarılmıştır: Siz ahmaklığınızdan dolayı Hz. Muhammed’in (s.a) getirdiği kitabı bir afet, bir musibet sanıyorsunuz ve O’ndan kaçıyorsunuz. Oysa bu kitabın nazil olduğu gece o kadar hayırlı gecedir ki, insanlara insanlık tarihinde bin ayda yapılmayan iyilik, bir gecede yapılmıştır. Yine bazı müfessirlerin yorumlarına göre buradaki bin sayısı çokluktan kinayedir. Nitekim birçok dilde olduğu gibi Arapça’da da bin rakamı büyük bir sayı söyleyerek çokluğu anlatmak için kullanılmaktadır. Şu halde bu âyette Kadir gecesinde yapılan ibadet ve iyiliklerin diğer bütün zamanlarda yapılanlardan daha çok sevap getireceği ifade edilmiş de olabilir. Biz Allah’ın izniyle her iki ihtimalde de Kadir gecesini değerlendirenlerden olmaya talibiz.

Surenin son ayetlerinde şöyle buyuruluyor; ‘’O gecede, her iş için Rablerinin izniyle melek­ler ve Ruh yere iner durur. O gece, selâmettir, esenliktir. Taa ki, fecrin doğuşuna kadar.’’ Burada Kadir gecesinde meleklerin yeryüzüne inmesinden söz ediliyor. Melekler ile birlikte inen Ruh’tan kasıt Cebrail as’dır. Meleklerle birlikte o gece Cebrâil (a.s) da yeryüzüne inmektedir. inmektedir. Yine bazı müfessirlere göre buradaki Ruh, ravh kelimesinin türevidir ve rahmet-i İlâhiye demektir. Bu görüşe göre de, o gece Rabbimizin Rahmeti ve bereketi meleklerle birlikte yeryüzüne inmektedir. Bizim için her iki görüşte kabule şayandır. Bu konuyla ilgili hadisler göz önüne alındığında, melekler Kur’an okuyan mü’minleri dinlemek, Kur’an’daki Allah’ın emirlerini zikredenleri izlemek, Allah’ın kendilerinden istediği hayatı yaşayanları tespit etmek amacıyla da yeryüzünü ziyaret ederler. Bu geceyi hangi müminler ihya ediyor diye bakarlar. Fakat yukarıda anlattığımız gibi hangi gece inip bakacaklarını tahmin etmemiz imkansızlaştırılmış, biz her gece belki bu gece gelirler diyerek ihya etmeliyiz. Ve ayetin son kısmında Kadir gecesinin, akşamdan sabaha kadar selamet gecesi olduğu söylenmiştir. Yani, o gün bütün gece hayırlıdır ve her türlü şerden de korunmuştur.  Zira melekler gecenin başından itibaren tan yeri ağarıncaya kadar gruplar halinde inerek müminlere selâm verirler. Yine ayetten anladığımız kadarıyla bu durum gecenin karanlığı çekilinceye kadar da devam eder.

Yazıyı bitirmeden önce çokça defa konu ettiğimiz ‘’Kadir gecesinde ne yapılabilir?’’ sorusuna bir kere daha cevap verelim. Kadir gecesinde şu yapılır diyerek cevap vermeyi hiç doğru bulmadım, hala da bulmuyorum. Fakat insanımız somut cevap odaklı yaşadığı için bir iki şey yazmak icap ediyor. Bizce kadir gecesi, müslümanca geçirilmeli. Yani nasıl? O gün zaten oruçlu olacağımız için gün içinde namaz kılarak, Kur’an-ı Kerim okuyarak, tevbe istiğfâr ederek değerlendirebiliriz. Üzerinde namaz borcu olanlar nafile namazı kılmadan önce hiç değilse beş vakit kaza namazı kılabilir. Ek olarak Allah’ın isimleri zikredilebilir yahut Efendimiz’in sevilen sünnetlerine riayet edilebilir. Bu gece ile ilgili Efendimiz’in ‘’Allahümme inneke afüvvün tühıbbü’l-afve fa’fu annî: Allah’ım sen çok affedicisin, affı seversin, beni affet.” Diye dua ettiği Aişe validemiz tarafından bizlere ulaştırılmış sahih bir hadistir. Bu dua gün içinde tekrarlanılabilir. Buraya kadar saydığım hiçbir şeyi şu kadar diyerek saçma bir muhabbete girmeyeceğim. Unutmayalım ki, Kuran ahlakıyla Kuran emirleriyle Kuran yörüngesinde yaşıyor olmak bu geceyi en güzel şekilde ihya etmek demektir.  Malesef bu konuda tam olmaktan çok uzak olunca insan kendine başka kapılar arıyor. Bir kapı olarak da size ancak, kadir gecesine kadar kendinize bir program yapmanızı ve o güne bir hatim yetiştirmenizi söyleyebilir. Yine yukarıda saydığımız şeyleri de Kadir gecesi içinde belli vakitlere dağıtır ve yaptığımız bu birkaç şeyde gerçekten samimi olursak, Rabbim bunlardan faydalanmayı bize nasip edecektir. Bi-iznillah.

Bu sure ile alakalı benim söyleyebileceğim söz bu kadar. Rabbim Kadir gecesini arayanlardan, bulanlardan, değerlendirebilenelerden olmayı nasip etsin.

Sadakallahulazim.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here