Bugün metroda Suriyeli bir hanıma yer vermek istedim, fakat kabul etmedi. Sakince en uç köşeye geçti, çocuğunu demirlere oturttu, çantasını omzuna attı ve yorgun bedenini bir köşeye yasladı. O sırada kapıdan bir hanım daha girdi. Yanında 3-4 yaşlarında bir çocuk vardı. O da bizim yanımıza geldi ve dizildik üç hanım metronun uç köşesine. Birkaç saniye sonra Türkçe bilmiyor diye konuşmadığım Suriyeli hanım bir diğerine kalktığım yeri gösterip, otursanıza dedi. Tam o sırada vagona binen genç bir beyfendi hızlı adımlarıyla oraya yöneldi ve saniyenin üçte bir gibi bir vakitte koltukta uyumaya başladı. O orada oturadursun, bizim ablaların çoçuklar çoktan kaynaşmıştı bile. Birkaç dakika sonra Menderes durağına geldiğimizde etrafmızdaki teyzelerden biri Suriyeli hanıma uzun süre baktıktan sonra durumunu sordu. O hanımın anlattığı her acı hatıra, sırayla birinin yüzünü düşürüyordu. Üç aile kaldıkları evin kirasını ödeyemeyen bu hanıma, bir teyze alttan alttan para uzattı. Ve sonra diğeri ve sonra diğeri. En son yer veremediğim çocuklu abla bir zarf uzattı. Bu para yardım için toplanmıştı sana kısmetmiş dedi. Yüzümüze yerleşen hüzünle karışık mutluluğu bir kenara bırakıyorum, asıl konu bu ablanın rızkının bu güzel tevafuğa gizlenmesiydi. O ablanın bu saatte bu vagona binmesi, genç beyfendinin ona yer vermemesi, hepimizin bu köşeye toplanması ve hatta Suriyeli hanımın verdiğim yeri kabul etmemesi bile bu nasibe dahildi. Bu arada hakikaten niye kabul etmemişti? Yani tamam herşey güzeldi, iyidi, hoştu ama niye yani? Muhabbetin verdiği samimiyete dayanarak bu soruyu ona da sordum. “Çünkü onlar sizin hakkınız, biz burada misafiriz.” dedi. Bunu yalnızca bir metro koltuğu için dedi. Sadece metro koltuğu. Yutkunamadım. Evet, haklıydı. O gerçekten misafirdi, fakat asıl mesele bizim nasıl bi ev sahibi olduğumuzdu. Bu anıya bakarak karar verirsek herkes muhteşem bir ev sahibi sayılabilir. Ama bugün bırakalım birbirimizi kandırmayı. Çünkü bu kadın sırtındaki yüküne, küçücük çocuğuna ve onca yorgunluğuna rağmen o koltuğa oturmuyorsa, bir yerlerde bir yanlış yapmışız demektir. Bir annenin merhametli yüreğini incitecek kadar büyük bir yanlış.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here